O'nu anıp's profileEyvah, aldandık! Şu haya...PhotosBlogListsMore Tools Help

O'nu anıp ...Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh

Photo 1 of 37
3/29/2009

Davut (as)

Davut (as) bir gün evinin önünde bir köpek görür ve ona yüzünü burusturup kötü bir ifade ile nazar eder ve icinden ne kadar cirkin bir yaratik oldugunu düsünür... Hemen Rabbi kendisine konusur ve sorar: Ey Davut!! Yarattigimi mi begenmedin yoksa Yaradani mi begenmedin!!!! Davut (as) perisan olur utancindan daglara kacar. Öyle aglar, öyle aglar ki, gözyaslarindan yerde otlar biter...
7/30/2008

Gül

Gül bahçesindeki güzel kokuları hissedemiyorsan, kusuru bahçede değil, gönlünde ve burnunda ara."

Ateş

"Allah için ateşe atılmak vardır, lakin ateşe atılmadan evvel kendinde ibrahimlik olup olmadığını araştır. Çünkü ateş ibrahimleri tanır ve yakmaz."
6/28/2008

Çalgıcı Ali

Bağdat'ta bır çalgıcı Ali varmış. Gecelerı içki içer çalgı çalarmış gündüzleri yan gelip yatarmış. Bagdatı unutmuş bilmezmiş ne yazmış ne kışmış. Bir gün gözüne uyku girmemiş Bağdat'ın sokaklarını gezmeye koyulmuş derken güneşlerden daha parlak gündüzden daha aydınlık bir çift gözle karşılaşmış o gözler yüreğini yakmış kavurmuş gözünü açıp kapayıncaya kadar gözden kaybolmuş. Yüreğini yakan aşk ateşiymiş. Eve gelmiş uyumaya çalışmış ama uyuyamamış. Aşık olan hiç uyuyabilir mi hiç uyuyabilen aşık olabilir mi? Gözünü kırpmadığı gecenin sabahınnda o gözlerin sahibi olan kızı aramaya koyulmuş sokak sokak gezmış ve ona rastladığı yere gelmış beklemeye başlamış ve onu tekrar orada görmüş onu tanıyan var mı yok mu kimi bulduysa sormuş. Evet demişler onu tanıyoruz sarayda oturur Padişah'ın kızıdır. Padışah'ın kızı mı? ben bıtmıişim demiş o kim ben kim bir an olsun karamsarlığa kapılmış ama o gözler gözlerinin onunden hiç gitmemiş derdine çare aramış herkese her yere sormuş kapı kapı dolanmış derken birisi bir zatı tarif etmiş yerini öğrenmiş ve gidip o zatı bulmuş derdini anlatmış ve bir çare istemiş. Zat çaresi vardır evlat demiş onun için her şeyi yapar mısın demış. Çalgıcı Ali yaparım demiş zat ona bir seccade almasını ve dagdaki mağraya gidip orada kırk gün Allah demesini istemiş. Ali hemen bir seccade aramaya başlamiş bana bir seccade bana br seccade... ve seccadeyi bulduğu gibi mağraya koşmuş seccadesını yere serıp dizleri üzerine çöktükten sonra ALLAH ALLAH ALLAH demeye başlamış derken bir hafta sonra zat Ali'nin yanına gelmiş ve ona seslenmiş. Ali kız geldı sanmış ve hani geldi mi geldi mi demiş. Zat dur evladım demiş sana erzak getirdim daha bir hafta oldu demiş ve ordan ayrılmış derken gunler gunleri kovalamış şehre gelen kervanlar o mağradan geçer olmuş ve Ali'yı gormüşler ama Ali onları hiç görmemiş bile ve ALLAH ALLAH ALLAH demeye devam etmiş. Oraya gelenler Ali'yi şehirde konuşmaya başlamış. Dağdaki mağraya bir derviş gelmiş ALLAH diyor başka bir şey demiyor demişler Alinin namı almış yürümüş Padişaha ulaşmış. PAdişah kimdir neyin nesidir demiş ve şehirdeki herkesin tanıdığı zati çağırtıp onun kim olduğunu sormuş ülkemizi şereflendren bu derviş kimdir demiş bizden ne hediye isterse verelim demiş. kırkıncı gün gelmiş çatmış zat Padiaşaha dervişin kızını istediğini soylemiş ve Padiaşah kızını alıp hazırlıkları tamaladıktan sonra Ali'nin huzuruna gelmiş zat Ali'ye dur evladım demiş Ali durmuş ve ne oldu demiş? zat padişahın geldiğini kızını ona vermeye hazır olduğunu söylemiş. Ali ellerini havaya kaldırmış ve ALLAH' IM ben seni bilememişim kırk gun ismini zikrettim Padişahi ve kızını ayağıma getırttin demiş ben hiç bir şey istemiyorum yalnızca seni istiyorum demiş ve ALLAH ALLAH ALLAH HAY HU ALLAH ALLAH ALLAH demeye devam etmiş

6/13/2008

Cihat



962 - Hz. Osman (radıyalahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı dinledim şöyle diyordu:

"ALLAH yolunda bir günlük ribât, diğer menzillerde (ALLAH yolunda geçirilen) bir günden daha hayırlıdır."

Tirmizî, Fedâilu'l-Cihâd 26; ( 1667, 1664, 1665); Buharî, Cihâd 73; Müslim, İmaret 163; İbnu Mâce, Cihâd 7, Nesaî, Cihâd 39, 6, 39).

963 - Fadâle İbnu Ubeyd (radıyalahu anh) anlatıyor: "Her ölenin ameline son verilir, ancak ALLAH yolunda ölen murâbıt müstesna. Çünkü onun ameli kıyamet gününe kadar artırılır. Ayrıca o, kabir azabına da uğratılmaz."

Tirmizî, Fedâilu'1-Cihad 2,(1621); Ebu Dâvud, Cihâd 16, (2500).

964 - Tirmizî'nin rivayetinde şu ziyade mevcuttur: "Gerçek mücâhid, nefsiyle cihad edendir."

Fedâiıu'l-Cihad 2, (1621).

965 - Hz. Enes (radıyalahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Öğleden evvel veya öğleden sonra bir kerecik ALLAH yolunda yola çıkış, dünya ve içindeki her şeyden daha hayırlıdır."

Buharî, Cihad 5, 6, 73, Rikak 2, 51; Müslim, İmâret 112- 115, (1880); Tirmizî, Fedâilu'l-Cihâd 17, (1648, 1649, 1651); Nesâî, Cihâd 11, 12,(6,15); İbnu Mâce, Cihad 2,(2755-2757).

966 - Ebu Hüreyre (radıyalahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"(Müslüman erkeklerden) kim, ALLAH yolunda, ilâ-yı kelimetullah için, devenin iki sağımı arasında geçen müddet kadar savaşacak olsa cennet kendisine vacib olur."

Tirmizî, Fedâilu'l-Cihâd 21, (1657); Ebu Dâvud, Cihâd 42, (2541); Nesâî,Cihâd 25, (6, 26); İbnu Mace, Cihâd 15, (2792).

967 - Muâz İbnu Cebel (radıyalahu anh) anlatıyor: "İçinden samimi şekilde ALLAH yolunda cihâd yapmayı temenni eden bir kimse, bilâhare ölse de, öldürülse de şehid sevabı kazanır. Kim de ALLAH yolunda yara alsa veya ALLAH yolunda -düşmanın sebep olmadığı- bir musibetle bile yaralansa bu yara, kıyamet günü, en büyük hâli içinde rengi zaferân renginde, kokusu da misk kokusunda olarak gelir. Kimin vücudunda, ALLAH yolunda iken çıkan, iltihab gibi bir yara açılacak olsa bu da onun için Şehidlik mührü olur."

Tirmizî, Fedâilu'l-Cihâd 21, (1657); Ebu Dâvud, Cihâd 42, (2541); Nesâi, Cihâd 25, (6, 26).

968 - Ebu Hüreyre (radıyalahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"ALLAH yolunda yaralanan hiçbir yaralı yoktur ki, kıyâmet günü, yarası kanıyor olarak gelmiş olmasın, bu kanın rengi kan renginde, kokusu da misk kokusundadır."

Buharî, Cihâd 10, Zebâih 31; Müslim, İmâret 103; Tirmizî, Fedâilu'l-Cihâd 21, (1656); Nesâî, Cenâiz 82, (4, 78), Cihâd 27, (6,28); Muvatta, Cihâd 29, (2, 461).

969 - Ebu Hüreyre (radıyalahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"ALLAH Teâla Hazretleri, ALLAH rızası için yola çıkan kimse hakkında:

"Bu kulum, benim yolumda cihad etmek üzere bana inanarak peygamberlerimi tasdik ederek yola çıkmıştır, artık onu ya cennetime koymak yahut da ücret veya ganimet elde etmiş olarak, çıkmış olduğu meskenine geri çevirmek hususunda garanti veriyorum" diyerek te'minat verir.

Muhammed'in nefsini kudret elinde tutan Zat-ı Zülcelâl'e yemin olsun ki, ALLAH yolunda yaralanmış hiçbir yaralı yoktur ki, kıyamet günü, yaralandığn ilk günkü manzarasıyla gelmiş olmasın: (Yarası taze) kan renginde, kokusu da misk kokusunda olarak.

Muhammed'in nefsini kudret elinde tutan Zât-ı Zülcelâl'e yemin ediyorum ki, Müslümanlar'a meşakkat vermeyecek olsam, ALLAH yolunda gazveye çıkan hiçbir seriyyeden asla geri kalmazdım. Ancak onları hayvana bindirecek imkân bulamıyorum. Onlar da beni tâkibe imkân bulamıyorlar. Benden geri kalmak da onlara zor geliyor.

Muhammed'in nefsi kudret elinde olan Zât-ı Zülcelâl'e kasem olsun ALLAH yolunda gazaya çıkıp öldürülmeyi, sonra tekrar hayat bulup gazada tekrar öldürülmeyi, sonra tekrar gazaya çıkıp öldürülmeyi ne kadar isterim.

Buharî,İman 25, Cihâd 2,119, Hums 8, Tevhid 28, 30; Müslim, İmâret 103- 107, (18?6), (8, 119); Muvatta, Cihâd 2, (2, 444), 40, (2, 465); Nesâî, Cihâd 14,(6, 16), İman 24.

970 - Hz. Ebu Hüreyre (radıyalahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'tan bir gün sordular:

"- Ey ALLAH'ın Resûlü! ALLAH yolunda yapılan cihada hangi amel denk olur?"

" (Başka bir amelle) dedi, ona güç getiremezsiniz !"

Soruyu soranlar ikinci ve hatta üçüncü sefer tekrar sordular.

Resûlullah her seferinde aynı cevabı verip:

" (Bir başka amelle) ona güç getiremezsiniz!" dedi ve sonra şunu ilâve etti:

" ALLAH yolundaki mücâhidin misâli (gündüzleri ve geceleri hiç ara vermeden oruç tutup, namaz kılan, ALLAH'ın âyetlerine de itaatkâr olan ve ALLAH yolundaki mücâhid, cihaddan dönünceye kadar namaz ve oruçtan hiç gevşemeyen kimse gibidir. "

Buharî, Cihad 2; Müslim, İmâret 110, (1878); Tirmizî, Fed ilu'l-Cihâd 1, (1619); Nesâî, Cihâd 17, (6,19); Muvatta, Cihâd 1, (2, 443).

971 - Ebu Saîd (radıyalahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a:

"- Ey ALLAH'ın Resûlü! İnsanların en efdali kimdir?" diye soruldu. Şu cevabı verdi:

" ALLAH yolunda malıyla canıyla cihad eden mü'min kişi!"

"- Sonra kim? diye tekrar soruldu. Bu sefer:

" Tenhalardan bir tenhaya ALLAH korkusuyla çekilip, insanları şerrinden bırakan kimsedir" diye cevap verdi."

Buharî, Cihâd 2, Rikâk 34; Müslim, İmâret 122, 123, 127, (1888); Ebu Dâvud, Cihad 5, (2485); Tirmizî, Fedâuilu'l- Cihâd 24, (1660); Nesâi, Zekât 74, (5, 83), Cihâd 7, (6,11); İbnu Mâce, Fiten 13, (3978).

972 - Ebu Saîdi'l-Hudrî (radıyALLAHu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Size, insanların en hayırlısı ve en şerlisini haber vereyim mi! İnsanların en hayırlısı o kimsedir ki, kendi veya başkasının atı sırtında ya da yaya olarak, ölünceye kadar ALLAH yolunda çalışır. İnsanların en şerlisine gelince o da, ALLAH 'ın Kitab 'ını okuyup (emir ve yasaklarına) riayet etmeyen kimsedir."

Nesâî, Cihad 8, (6,11-12).

973 - İbnu Abbas (radıyalahu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Size insanların en hayırlısını haber vereyim mi! O, atının yularından ALLAH yolunda tutan kimsedir. (Hayırda) bunu takip edeni haber vereyim mi? O da koyunlarının peşine takılıp (insanları) terkeden koyunlarda bulunan ALLAH'ın hakkını da ödeyen kimsedir.

Size insanların en kötüsünü de haber vereyim mi! O da, ALLAH'tan isteyip, ALLAH adına vermeyendir."

Muvatta, Cihad 4, (2, 445); Tirmizî, Fedâilu'I-Cihâd 18, (1652); Nesâî, Zekât 74, (5, 83-84).

974 - Ebu Ümâme (radıyalahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular:

"Ümmetimin seyahati ALLAH yolunda cihaddır."

Ebu Dâvud, Cihad 6, (2486).

975 - Hz. Ebü Hüreyre (radıyALLAHu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"ALLAH korkusuyla göz yaşı döken kimse, süt memeye geri dönmedikçe ateşe girmez. Bir kul üzerinde, ALLAH yolunda yapışan tozla, cehennemin dumanı biraraya gelmez."

Tirmizî, Fedâilu'l-Cihâd 8, (1633); Zühd 37,(2372); Nesâî, Cihâd 8, (6,12).

976 - İbnu Abbâs (radıyALLAHu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediğini işittim:

"İki göz vardır, onlara ateş değemez: ALLAH için ağlayan göz ile, ALLAH yolunda uyanık sabahlayan göz."

(Tirmizî, Fedâilu'l-Cihâd 7, (1632).

977 - Ebu Hüreyre (radıyALLAHu anh) anlatıyor: Rasûlullah buyurdu ki: "Kâfır ile onu öldüren ebediyyen cehennemde bir araya gelmezler, keza bir kulun karnında, ALLAH yolunda (yutulmuş olan) tozla cehennem ateşi bir araya gelmezler, keza, bir kulun kalbinde imanla hased bir araya gelmezler."

Müslim, İmâret 130, 131, (1891); Ebu Dâvud, Cihad 11, (2495); Nesâî, Cihâd 8, (6,12-14); İbnu Mâce, Cihâd 9.

978 - Ebu Saîd (radıyALLAHu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir gün şöyle dedi:

"Kim Rabb olarak ALLAH'tan, din olarak İslâm'dan, peygamber olarak Muhammed'den râzı ise ona cennet vâcib olmuştur." Bu söz hayretime gitti ve:

"- Ey ALLAH'ın Resûlü, bir kere daha tekrar eder misiniz?" dedim. Aynen tekrar etti ve arkadan da şunu söyledi.

" Bir başka şey daha var ki, ALLAH, onun sebebiyle, kulun cennetteki makamını yüz derece yüceltir. Bu derecelerden ikisi arasındaki uzaklık sema ile arz arasındaki mesâfe gibidir. " Ben:

"- Öyleyse bu nedir`?" dedim. Şu cevabı verdi:

" ALLAH yolunda cihad, ALLAH yolunda cihad, ALLAH yolunda cihad!"

Müslim, İmâret 116, (1884); Nesâî, Cihâd 18, (6,19-20).

979 - Hz. Ebu Hüreyre (radıyALLAHu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"ALLAH iki kişi hakkında güler: Bunlardan biri diğerini öldürmüş olduğu halde ikisi de cennete gider. Bunlardan diğeri, ALLAH yolunda cihad eder ve şehid olur. ALLAH katile mağfiretini ulaştırır, o da Müslüman olur, sonra ALLAH yolunda cihâda katılır ve şehid olur (Böylece her ikisi de Cennette buluşurlar)."

Buharî, Cihâd 28; Müslim, İmâret 128,129, (1890); Muvatta, Cihâd 28, (2, 460); Nesâi, Cihâd 37, (2, 38); İbnu Mâce, Mukaddime 13, (191).

980 - Hz. Ebu Hüreyre (radıyALLAHu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Kim ALLAH  iman ederek ve va'dini tasdik ederek, ALLAH yolunda (kullanmak üzere) bir at "tutarsa" bu atın yediği, teri, gübresi, bevli kıyamet günü terâzisine girecektir, yani sahibine sevap olacaktır."

Buharî, Cihâd 46; Nesâî, Hayl 11.

981 - Ebu Mes'ud el-Bedri (radıyALLAHu anh) anlatıyor: "Bir adam, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a, yularlanmış bir deve getirerek: "Bu ALLAH yoluna bağışımdır" dedi. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) adama:

" Buna karşılık sana, kıyamet günü, her biri yularlanmış yedi yüz deve vardır!" dedi.

Müslim, İmâret 132, (1892); Nesâî, Cihâd 46, (6, 49).

982 - Adiyy İbnu Hâtim (radıyALLAHu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a:

"- Sadakanın hangisi efdâl (ALLAH nazarında en kıymetli)dir?" diye sorulmuştu, şu cevabı verdi:

" ALLAH yolunda bir köleyi hizmete koymak veya ALLAH yolunda (askerler için) bir çadır kurmak (bağışlamak) veya döl alma yaşına basan bir deveyi (hibe, iâre veya karz suretinde) bağışlamak. "

Tirmizî, Fedâilu'l-Cihâd 5, (1626).

983 - Zeyd İbnu Hâlid (radıyALLAHu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular:

"Kim ALLAH yolunda bir askerin teçhizatını temin ederse bizzat gaza yapmış olur. Kim, gazaya çıkan bir askerin geride kalan âilesine hayırlı himayede bulunursa gaza yapmış olur."

Buharî, Cihâd 38; Müslim, Emâret 135,136, (1899); Ebu Dâvud, Cihâd 21, (2509); Tirmizî, Fedâilu'l-Cihâd 6, (1628); Nesâî, Cih d 44, (6, 46).

984 - Ebu Eyyub (radıyALLAHu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalàtu vesselâm)'ı dinledim şöyle demişti:

"Size bir çok memleketlerin fethi müyesser kılınacak. Oralarda (komşu küffarla cihad için) toplanmış askeri birlikler göreceksiniz. Size bu birliklerle sefere çıkmak vazifesi verilecek. Bazılarınız onlarla (hasbi olarak) sefere çıkmak istemiyerek, adamlarının arasından svışıp gazveye (ücretsiz) katılmamanın yollarını arayacak. Arkadan da kendileriyle anlaşacak kabileler araştırıp, onlara: "Falanca orduya size bedel katılmam için beni ücretle tutacak yok mu, falanca orduya size bedel katılmam için beni ücretle tutacak yok mu?" diyecek. Bilesiniz, (hasbeten gazveye gitmekten kaçan bu adam) bir ücretlidir, son damlasına kadar kanını akıtsa da (gazi değildir, şehit sayılmaz, uhrevî ücretten mahrumdur)."

Ebu Dâvud, Cihâd 30, (2525).

985 - Zeyd İbnu Eslem anlatıyor: "Ebu Ubeyde, Hz. Ömer (radıyALLAHu anhümâ)'e yazarak Rum cemaatlerini ve bunlardan duyduğu endişeyi belirtti. Hz. Ömer (radıyALLAHu anh) kendisine şu cevabı verdi: "Emmâ ba'd: Bil ki, mü'min bir kula nerede bir şiddet inecek olsa ALLAH ondan sonra bir ferec (kurtuluş) verir. Zira bir zorluk iki kolaylığa asla galebe çalamaz. Cenâb-ı Hakk da Kur'ân-ı Kerim'inde şöyle buyurmuştur: "Ey iman edenler, sabredin, düşmanlarınızdan daha sabırlı olun, cihâda hazır bulunun, ALLAH'tan da korkun ki başarıya eresiniz" (Al-i Imrân 200).

Muvatta, Cihâd 6, (2, 446).
6/7/2008

07.06.2008

      Dostum, güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak; fakat, arkana bakma.. Kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de.. Unutma, yolcu değişir, yol değişir, ama menzil değişmez. yolcuya bakıp, yolunu tanıma. Yola bak, yolcuyu tanı, yolcu hakkındaki kıymet hükmünü ona göre ver. Vahim olan, yolun yolcusuz olması değil; asıl vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır......
5/27/2008

Kur'an'dan Peygamber Duaları

Kur'an'dan Peygamber Duaları
Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın salih bir amelde bulunmamı ilham et ve beni rahmetinle salih kulların arasına kat...

Hz.Süleyman (AS) Duası - Neml Suresi, 19
4/26/2008

Sudan


 


 

3/21/2008

Gunun Hadis-i Serifi

Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :

Kim (cuma günü) yıkanır, erkenden (mescide) gider, yürür ve binmezse, imama yakın durur, dinler, malayani söz etmezse ona her bir adım için bir yıllık oruç ve namaz sevabı yazılır...

Tirmizi 946
 

el Nur (C.C.)

Alemleri nurlandıran, istediği simalara, zihinlere ve gönüllere nur yağdıran

şifahendeğil Acilen Filistin'e Yardım Lazım




 

3/14/2008

Şeyh Edebâli'nin Osman Gazi'ye Nasihatı

Şeyh Edebâli'nin Osman Gazi'ye Nasihatı

Oğul;

“İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, gün batarken ölürler. Unutma ki dünya sandığın kadar büyük değildir. Dünyayı bize büyük gösteren bizim küçüklüğümüzdür. Hırsımız, bencilliğimiz…”

Dünya bir garip han, bir hoyrat mekan,
İnsan bir garip varlık kabına sığmayan…
Hayat bir yudum su, bir anlık rüya…
Ömür bir kısa yol tekrarı olmayan…

Bu yolda nazarımızı sonsuzluğa dikip; büyük yürümek ve büyük ölmek gerek. Bu yolda hırs, diken; benlik ve kibir, engeldir oğul. Sakın ha kendine takılmayasın ve kendinde boğulmayasın. Teklik sadece Allah’a mahsustur, tek başına karara durup hoyrat dünyanın dayanılmaz ağırlığını kaldırmayasın. İşlerini ehil kişilere danışarak tutasın, danışırsan yol alırsın, danışmasan yolda takılıp kalırsın oğul.

“Güçlüsün, akıllısın, söz sahibisin; ama bunları nerede, nasıl kullanacağını bilemezsen, sabah rüzgarında savrulup gidersin.”

Bir dem gelir bir tekmeyle dünyaları yıkacak olursun, bir dem gelir yerdeki karıncaya mağlup olursun. Güç hayvanda bile mevcut. Akıl sadece anahtar. Anahtara takılmasın. Aslolan anahtarın açacağı kapılardır. Kapıların ardında hazineler, kapıların ardında sırlar vardır. Sırlar ki, ebedi muştuları koynunda barındırır; sonsuza kavuşturur. Aklını kullanıp dünyadayken cennetin kapılarını aralayasın oğul.

“Öfken ve benliğin bir olup aklını yener! Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın, azminden dönmeyesin. Çıktığın yolu, taşıyacağın yükü iyi bil, her işin gereğini vaktinde yap!”

Öfke ateş, öfke afet, öfke şeytandır oğul. İnsanoğlu dağları devirir; ama öfkesine mağlup olabilir. Öfkeyle savaşı daima taze tutmak gerektir.

“Yolcu, buruk baş gerek
Gözde daim yaş gerek
Huy biraz yavaş gerek
Yoksa yollar aşılmaz.”. diyen ne güzel söylemiştir.
Öfke benliğin yemi, en lezzetli gıdasıdır. Benlik semirdi mi irade yok olur gider. İradesi zayıflayanın ruhu intihar eder. Posalaşmış bir beden taşımak ne ağır zillet, ötelere kapalı bir ruh taşımak ne büyük ihanet.

Sabırsız olmaz oğul. Sabırsız menzile varılmaz. Kaf Dağı’na sabırsız ulaşılmaz. “Sabır kara bir dikeni yutmak, diken içini parçalayıp geçerken de hiç ses çıkarmamaktadır.” İnsan ocaklar gibi yanmalı, yanmalı da kimselere gamını ilan etmemelidir. Gözünü ötelere dikesin oğul, hesabını idealine göre yapasın. Şunu da asla unutmayasın: “Her şeyin vakti tayin edilmiştir. Vaktinden önce öten horozun başı kesilir.”

Vazifen çetin, yükün ağırdır oğul. Hizmette önde ücrette geride olasın. Vazifenin en ağırına talip olmakta kaçınmayasın. Vazifenin ağırlığı Yaratan’ın kullarına ihsanıdır.

“Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma! Gördüğünü söyleme, bildiğini bilme, sözünü unutma, sözü söz olsun diye söyleme.”

Bizler nefreti eritmek için, muhabbetin asaletini dünyaya yeniden hakim kılmak için çıktık yola. Bu yolda utanacak bir şeyimiz yoktur. Muhabbet yolunun gizlisi saklısı yoktur oğul. Ama altının değerini de sarraf bilir, sözünü muhatabına göre ayarlayasın. Cahilin karşısında altınlarını çamura atmayasın. Yiğit olan kördür, kötülüğü görmez; sağırdır, kem sözü işitmez; dilsizdir, her ağzına geleni demez. Bildiğini de her yerde ayaklar altına sermez. Yunus gibidir o; yüreği muhabbete, gönül ibresi Hakikate ayarlıdır. O bir defa söz verdi mi, onu namusu bilir.

“Ananı, atanı say; bereket büyüklerle beraberdir!”

Anadolu; içinden kıvrım kıvrım ırmaklar akan, ağıtları alev alev ciğerler yakan… “Ana”larla dolu olan…

Ana çile yumağıdır, oğul dua kaynağıdır. Ana yüreği narin bir ipek, ata bileği Hakk’ın diktiği en sağlam direktir. Ne ananın ince yüreğini yakasın, ne de babanın kapı gibi bileğini kırasın oğul. Yarın yuva kurduğunda ocağınla onlar arasında köprü olasın. Ana ve ata düşmemek için sırtımızı dayadığımız duvardır, yarın duvar yıkıldığında kıymetini anlarsın.

Sevildiğin yere sıkça gidip gelme, muhabbetin kalkar, itibarın kalmaz. Düşmanını çoğaltma, haklı olduğunda kavgadan korkma! Bilesin ki; atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler!”

Her şeyin ortası makbuldür, sevginin de. Sevdiğini gereğinden fazla sevmeyesin. Sevgini de, sadece yüreğinin eline vermeyesin. En çetin imtihansevgi”yle olanıdır. “Kişi ne kadar bahadır olsa da, muhabbete tuş olur.” diyen atanın sözünü aklından çıkarmayasın. Böyle imtihan olmamak, istikbalde neslinden utanmamak için gecelerin bağrında, seherlerin aydınlığında duaya durasın. Senin ideallerin ve geleceğe dair hedeflerin var oğul.

Gönül adamı ömrünü boşa harcamaz, yüreğini ucuza satmaz, edep tacını başından almaz. Gönül erinin her zaman yüzü yerde, gönlü göktedir. Haklı olduğunda kavga vermesini bilir. Kavgayı sadece bileğiyle değil, ilmiyle ve yüreğiyle yapmasını bilir.

İyiliğe kötülük, şer kişinin kârı, İyiliğe iyilik her kişinin kârı, Kötülüğe iyilik de, er kişinin kârıymış oğul.

Sen bizim rüyamız, sen bizim devâmız, sen bizim duamızsın oğul. Daima başın dik, alnın ak, gönlün pak olsun.

Zümrüt-ü Anka’nı iyi seç ki Kaf Dağı sana yakın olsun. Yolun ebediyete kadar açık olsun.

Hadis-i Şerif

Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :

Her ihtilam olan erkeğe cumaya gitmek vacibtir. Cumaya her gidene de gusül vaciptir.

Ebu Davud, Taharet 129
 

el Hafiz (C.C.)

Gözetici, koruyucu

10/24/2007

Nârın da hoş, nurun da hoş,

Hoştur bana senden gelen,
Ya gonca gül, yahut diken
Ya hayattır yahut kefen,
Nârın da hoş, nurun da hoş,
Kahrın da hoş, lütfun da hoş.
Gelse celalinden cefa
Yahut cemalinden vefa
İkisi de cana safa
Nârın da hoş, nurun da hoş,
Kahrın da hoş lütfun da hoş...
Ne mutlu SEN'ini bulabilene
8/27/2007

Hadis...

Fe Eyne Tezhebu 
 
 

 Ey insan! İhsanı bol Rabbine karşı seni aldatan nedir?

 

Bu Kur'an'dan
ayrılmayın! Çünkü o,
 Allahın sofrasıdır. Kim Allahın sofrasından yararlanmak isterse, gayret etsin.
Zira ilim, öğrenmekle olur
(Hadis-i Şerif / İbn-i Mesud)

 

 Onlar, iman etmiş ve
 gönülleri Allah'ın zikriyle
 sükûnete ermiş olanlardır.

 Şunu iyi bilin ki; kalpler ancak Allah'ı
 zikretmekle, anmakla huzur bulur
!..
 (Rad Suresi, 28.Ayet)

SELAM, MUSAFAHA, SOHBET, SAYGI...

 
SELAM, MUSAFAHA, SOHBET, SAYGI...

558. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Biriniz bir oturma yerine girince selâm versin. Oturmak isterse otursun. Kalkarken yine selâm versin. Çünkü, birinci selâm ikincisinden daha üstün değildir."
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

559. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Evladım! Evine girince selâm ver ki, selâmın hem sana, hem de aile halkına bir bereket olsun."
Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

560. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Selâm, konuşmaktan önce gelir."
Câbir radnıyallahu anh. Tirmizî.

561. Enes, çocukların yanına uğrayıp, onlara selâm verdi. Sonra şöyle dedi:
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de böyle yapardı.
Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

562. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, biz kadınların yanına uğradı ve selâm verdi.
Esma radıyallahu anha. Tirmizî.

563. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Bir topluluk bir yere vardıklarında, içlerinden birinin onlara selâm vermesi yeterli olur. Oturanlardan birisinin onlardan selâm alması yeterlidir."
Ali radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

564. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Binekli yürüyene, yürüyen durana, az olanlar çok olanlara, küçük büyüğe selâm verir."
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

565. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"İnsanların en acizi duada aciz olan, insanların en cimrisi de selâm vermekte cimri olandır."
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Taberânî.

566. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"İçinizden hiçbir kimse yoktur ki, bana selâm gönderdiği zaman, Allah onu benim ruhuma ulaştırıp da ben onun selâmını almayayım."
Enes radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

567. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Buluşup el sıkışan iki müslüman yoktur ki, ayrılmadan önce Allah onları bağışlamasın."
Berâ radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

568. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Birbirinizle el sıkışın ki, kalplerdeki düşmanlık silinsin. Hediyeleşin ki, birbirinizi sevesiniz ve aradaki dargınlıklar böylece kalksın."
Atâ radıyallahu anh. Mâlik.

569. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"İhtiyara, sırf yaşından dolayı hürmet eden hiç kimse yoktur ki, Allah da ona yaşlandığında saygı gösterecek birini ihsan etmesin."
Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

570. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Küçüğümüze merhamet etmeyen, büyüğümüze saygı göstermeyen bizden değildir!"
Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

571. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme şu elimle biat ettim ve elini öptük de buna itiraz etmedi.
İbn Rezîn radıyallahu anh. Taberânî.

572. Sahabiler için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemden daha sevgili hiçbir şahıs yoktu. Buna rağmen, onu gördükleri zaman, hoşlanmadığını bildikleri için ayağa kalkmazlardı.
Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

573. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Kim insanların kendisi için ayağa kalkıp saygı göstermelerini isterse, ateşteki yerine hazırlansın."
Muaviye radıyallahu anh. Ebû Dâvud.


558. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Biriniz bir oturma yerine girince selâm versin. Oturmak isterse otursun. Kalkarken yine selâm versin. Çünkü, birinci selâm ikincisinden daha üstün değildir."
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

559. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Evladım! Evine girince selâm ver ki, selâmın hem sana, hem de aile halkına bir bereket olsun."
Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

560. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Selâm, konuşmaktan önce gelir."
Câbir radnıyallahu anh. Tirmizî.

561. Enes, çocukların yanına uğrayıp, onlara selâm verdi. Sonra şöyle dedi:
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de böyle yapardı.
Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

562. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, biz kadınların yanına uğradı ve selâm verdi.
Esma radıyallahu anha. Tirmizî.

563. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Bir topluluk bir yere vardıklarında, içlerinden birinin onlara selâm vermesi yeterli olur. Oturanlardan birisinin onlardan selâm alması yeterlidir."
Ali radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

564. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Binekli yürüyene, yürüyen durana, az olanlar çok olanlara, küçük büyüğe selâm verir."
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

565. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"İnsanların en acizi duada aciz olan, insanların en cimrisi de selâm vermekte cimri olandır."
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Taberânî.

566. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"İçinizden hiçbir kimse yoktur ki, bana selâm gönderdiği zaman, Allah onu benim ruhuma ulaştırıp da ben onun selâmını almayayım."
Enes radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

567. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Buluşup el sıkışan iki müslüman yoktur ki, ayrılmadan önce Allah onları bağışlamasın."
Berâ radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

568. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Birbirinizle el sıkışın ki, kalplerdeki düşmanlık silinsin. Hediyeleşin ki, birbirinizi sevesiniz ve aradaki dargınlıklar böylece kalksın."
Atâ radıyallahu anh. Mâlik.

569. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"İhtiyara, sırf yaşından dolayı hürmet eden hiç kimse yoktur ki, Allah da ona yaşlandığında saygı gösterecek birini ihsan etmesin."
Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

570. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Küçüğümüze merhamet etmeyen, büyüğümüze saygı göstermeyen bizden değildir!"
Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

571. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme şu elimle biat ettim ve elini öptük de buna itiraz etmedi.
İbn Rezîn radıyallahu anh. Taberânî.

572. Sahabiler için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemden daha sevgili hiçbir şahıs yoktu. Buna rağmen, onu gördükleri zaman, hoşlanmadığını bildikleri için ayağa kalkmazlardı.
Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

573. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Kim insanların kendisi için ayağa kalkıp saygı göstermelerini isterse, ateşteki yerine hazırlansın."
Muaviye radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

 
8/21/2007

Sual: Gerçek Müslüman olmak için neler yapmak gerekir?

Sual: Gerçek Müslüman olmak için neler yapmak gerekir?

CEVAP

Gerçek Müslüman olmak için, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri gibi iman etmek ve ibadetlerini doğru ve ihlas ile yapmak lazımdır. Allahü teâlâ doğru ve ihlas ile ibadet yapanları seveceğini, bunların kalblerine dünyada feyizler, nurlar vereceğini, ahirette de sevap vereceğini vaat etti. İslamiyet'in aslı, temeli üçtür: İlim, amel, ihlas. Bunların biri yoksa o işin değeri olmaz. Yani ilimsiz veya ihlassız ibadetin kıymeti yoktur. İlim ve ihlas var, fakat amel yani ibadet yoksa yine kıymetsizdir.

İbadet, emirleri yapmak demektir. İbadetlerin doğru olması için, nasıl yapılacaklarını öğrenmek ve öğrendiklerine uygun olarak yapmak lazımdır.

Sevap, iyilik, Allahü teâlâ tarafından verilen mükafattır.

Takva, haramlardan, yasak edilmiş olanlardan sakınmaktır.

İhlas, gerek beden ile, gerek mal ile yapılan farz veya nafile bütün ibadetleri, mesela hayrat ve hasenat yapmayı, Müslümanları sevindirmeyi, onları sıkıntıdan kurtarmayı, zikri, istiğfarı Allah rızası için yapmaktır. İhlas, Allahü teâlâdan başka hiçbir şeyi sevmemekle, yalnız Onu sevmekle, kendiliğinden hasıl olur. Mal, mevki, hürmet, şöhret kazanmak için yapılan ibadette ihlas olmaz, riya olur. Böyle ibadete sevap verilmez. Günah olur, azap yapılır. Bidr17;at işleyenlerin, haram işleyenlerin ve böyle kimselerle ve kâfirlerle, mezhepsizlerle arkadaşlık, komşuluk yapanların kalblerinde, ihlas kalmaz. Zulmet, kara lekeler hasıl olur. Doğru itikat ve ibadetlerin şartları ve ihlas da, ancak Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından elde edilir.

İbadetin kıymetli olması da, bazı şartlara bağlıdır. Müslüman, faydasız şeyler ile vakit geçirmez. Hz. Ebu Bekir, (Biz, bir harama düşmek korkusundan dolayı, yetmiş helali işlemekten sakınırdık) buyurdu. Bunun için, kimse ibadetine güvenmemeli. İbadetim çok diye kibirlenmemeli. İbadetin kabul olması için, niyetin halis olması, yani yalnız Allahü teâlânın rızası için yapılması gerekir. Bu ihlası elde etmek kolay değildir. Nefsi temizlemek takva ile olur. Nefsi temizlenmeyen kimsenin ibadetlerini ihlas ile yapması çok güçtür.

 

 

ALLAH'IN SIFATLARI



İlâhî sıfatlar, zatî ve sübutî olmak üzere iki gruba ayrılıyor.

Zatî sıfatlar :
1- Vücut (Varlık),
2- Kıdem (Ezeliyet, evveli olmama),
3- Beka (Ebediyet, ahiri olmama),
4-Vahdaniyet (Bir olma, şeriki bulunmama),
5- Kıyam binefsihî (Varlığının devamının zatından olması-başkasın yardımıyla olmaması ),
6- Muhalefetü’n- lil-havâdis ( Zatının mahlukatın zatlarına ve sıfatlarında mahluk sıfatlarına benzememesi)

Sübutî sıfatlar:
1-Hayat
2- İlim
3- İrade
4- Kudret
5- Sem (işitme)
6- Basar (görme)
7- Kelâm
8- Tekvin (Yaratma, var etme.) Tekvin sıfatı Maturudî mezhebine göredir. Diğer İtikat imamımız İmam Eş’arî, bu sıfatı müstakil bir sıfat olarak düşünmez. Böylece bu mezhepte Sübutî sıfatlar yedi tane olmuş olur.

Bazı İslâmî kaynaklarda ilâhî isimlerden de sıfat diye söz edildiği görülür. Meselâ, Kerim Allah’ın bir ismidir. Aynı zamanda Allah’ı kerem sahibi olarak vasıflandırması cihetiyle de sıfat vazifesi görür. Kerim Allah dediğimiz zaman Kerim ismini sıfat makamında kullanmış oluruz.

Yine bu kaynaklarda Cenâbı Hakk’ın sıfatları üç grupta mütalâa edilir:
1- Zâtî sıfatlar (Bunlar sübutî ve selbî olarak iki kısma ayrılırlar)
2- Fiilî sıfatlar.
3- Manevî sıfatlar.

Allah’ın bütün güzel isimleri bu sıfatlardan birine dayanır. Meselâ, Âlim ismi sıfat-ı sübutiyeden “ilim” sıfatına, Kadîr ismi “kudret” sıfatına, Mütekellim ismi kelâm sıfatına dayanır. Keza, Evvel ismi, zatî sıfatlardan kıdem sıfatına, Âhir ismi, bekâ sıfatına dayanır.

İlâhî isimlerden çoğu fiilî sıfatlara dayanmaktadır. Hâlik ismi, yaratma fiiline; Muhyi ismi ihya (hayatlandırma) fiiline; Musavvir ismi “tasvir”, yâni sûret verme fiiline; Mümit (ölümü verici) ismi, imate (ölümü verme) fiiline dayanır.

Bazı isimler de manevî sıfatlara istinat ederler. Hakîm ismi Cenâbı Hakk’ın hikmet sahibi olması sıfatına; Kebir ismi, kibriya sahibi olma vasfına; Cemil ismi, cemal sahibi olmasına dayanır.



Anahtar Kelimeler : Allah,sıfat,zati,subuti,ilim,irade,kurdet,esma


Alaâddin Başar (Prof. Dr.)
 

Muhammed Sûresi 12.Âyet

Muhakkak ki ALLAHü Teâla,iman edip Salih amel işleyenleri altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır.Kafirlere gelince ki onlar metâlanırlar.(zevklerinin ve nefislerinin peşine düşerler.)ve hayvan gibi yerler,onların makamı cehennemdir"

Eski büyüklerden biri vardı.Ameli Salih işler,büyük huzura çıkacağım diye korkardı.Vefat etti.Mevla ona; "Ne yaptın?" idye sordu.Şu kadar hac,şu kadar gece ibadeti vs. yaptım dedi.Mevla hiçbirini kabul etmedi.Yanlız sen milletin geçtiği yoldan bir dikeni kaldırdın.Onun için seni affettim buyurdu.

Dikkat edin cemaat! Hacca gidiyorsun ,beş vakit namaz kılıyorsun,zekat veriyorsun,cemaatle namaz kılıyorsun affolunamıyorsun.
Bu şu demek değil.Hacca gitmeyelim,cemaatle namaz kılmayalım,iyilik yapmayalım.Rasülüllah efendimiz buyuruyorlar.

-"Hiç biriniz kendi ameli ile cennete giremez!

-Sen de mi ya rasülallah?

-Evet ben de!Ancak beni Mevla teala lütfu ile kaplarsa,rahmetiyle kaplarsa kurtulurum"

Camiden çıkarken zorluk oluyor.Çıkan yoluna devam etsin.Mevla hangimizde razı olur onu bilemeyiz.Onu kendi bilir.Bak o adamın hangi işinden razı oldu.Kolayulık edelim inşALLAH.

"Kolaylaştırın,zorlaştırmayın;müjdeleyin,nefret ettirmeyin"

Milletin iyiliğini düşünmek çok büyük bir fedakarlıktır.Mevlanın sevdiği bir fedakarlıktır..Yolu açmak,elinden tutmak bunların hepsi Mevla’nın sevdiği şeylerdir.

Okuduğumuz ayete kısaca mana verelim:

"ALLAH Teâla iman edip amel-i Salih işleyenleri cennete koyacak"

Ben koyacağım buyuruyor.Elhamdülillah

"Kafirlere gelince :onlar metalarının,zevklerinin,nefislerinin peşine düşerler.Cehennem onların makamıdır"

Yani yemek yerken insan düşünmeli,yediği yemeğe bakmalı,gönlünü Mevla'ya çevirmeli ve demeli ki"Ya Rabbi!Kullarını sebep kılarak bu yemeği önüme sen koydun"

En iyi yemek yeme şekli;sofrayı çok yüksek etmemeli,uzanacağı kadar yüksek etmeli.Hani kurup etrafına oturduğumuz sofralar var ya(öyle olmalı).Yerde de yemek yenilir.Efendimiz Sallallahü aleyhi ve sellem'e birisi yemek getirdi.Yüksek bir yer arıyor.

Efendimiz Sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki:
"Yere koy ALLAH (c.c.) nun kulları yerde yemek yer,Bende yiyeyim"

Bir adam fakir düştü.Fırına gitti.Ekmek alacak parası yok.Ekmeği aldı.Parasını ödemeden çıkıp gitti.Evine gittiler baktılar ki sofranın ortasına bir tas su koymuşlar,ekmeği batırıp yumuşatarak yiyorlar.Polisler bu durumu görünce acıdılar,davacımısın?siye sordular.Fırıncı davacıyım dedi.Oradan birisi "al şu parayı vazgeç bu davadan"dedi.

Bak görüyorsunuz insanlar ne hale düşüyor.Bir ekmek almaya paran olmaz.Bazı insanlar yemekte içki içiyorlar.

Adamın ne çorbası var,ne peyniri var,ne ekmeği var.Bunun daha da fenası vardır.Hep bizim sünnet-i seniyyeye uymamamızdan kaynaklanıyor.Kimisi kumar oynar,kimisi kahve de oturur.Ya oynayanları seyreder ya da kimisyle oynar.Bazıları da domino oynar.Bunlar hep bereketi kaçıran şeylerdir.

Namaz kaçıranlar yüzünden daha çok kıtlık oluyor.Bir adam namaz kılmasa bütün dünyaya zararı vardır.Besmelesiz kitaplarla çocuk yetişirmi?Adam olunur mu?
Mevla bize her yerde lazım arkadaşlar.Ya rabbi hepimizi dindar eyle.Mümkün olduğu kadar Kur'anı anlayıp başkalarına anlatmayı nasib eyle.

Her iyiliği ALLAH(c.c.)dan bilmek lazım.Kendimizden bilmemeliyiz.Ben şöyle takvayım,şöyle sofuyum demek yok.

Bugün ki zammı sure Karun hakkında okundu.Karun çok zengindi.Kavmi ona dedi ki,çok ferahlanma.ALLAH ferahlananları sevmez.Yerde fesat çıkarmaya çalışma.ALLAH fesat çıkaranları sevmez.

Kur'an ne güzel ahlak anlatıyor.Fesat çıkarmayacaksın,kulların işine engel olmayacaksın,devamlı iyiliği temsil edeceksin.
Kavmi Karun'a öyle deyince dedi ki;

Ben sizin gibi değilim.Bende bir ilim vardır.O ilimle bu malı kazandım.

ALLAHüTeâla ona cevap olarak buyuruyor ki;
";O bilmiyormuydu?Ki Alla(c.c.)ondan önce ondan daha kuvvetli olan,ondan daha çok mal toplayan zenginleri helak etmiştir"


Her şeyi Mevla'dan bileceğiz.Musa aleyhisselam Karun'a dedi ki;malının zekatını ver.O da dinlemedi,karşı geldi .Musa aleyhisselam'a ,"bunlar ı hep ben kazandım,kimse vermedi"dedi.
ALLAH verdi bunu bilmiyor.ALLAH akıl fikir versin.İlla malımızın zekatını verelim.
Sonra Karun altın eğerli bir at üstünde,süslü püslü giysiler içinde şöyle bir geçip gitti.Dünyacılar dediler ki;
"Ne olaydı Karun'a verilen bize de verilseydi.O çok büyük bir haz sahibidir.Kendilerine Ahiret ilmi verilenler ise;"yazıklar olsun size ALLAH Teâla'nın iman edip ameli Salih işleyenlere vereceği mükafat daha hayırlıdır"dediler"

Sonra Mevla buyurdu ki"Biz onu ve mallarını batırdık.Benden başka onu kurtarır olmadı"

Doğrudan doğruya batıp gitti.Hala da batıyor.Böyle işlerden ibret almak lazım.Aman ibret alalım.

İlla zekat vermek lazım.Fakir,fukarayı gözetmek lazım.Fakirlik zor bir iştir arkadaşlar.Karnın acıkır yemek bulamazsın,ekmek bulamazsın.Sadece ekmek bulsan yine iyi.Cenab-ı hak cümlemizden razı olsun.Rızkımızı helalinden eylesin.

 
8/17/2007

Efendi Hazretleri'nden İbretli Sözler

1. Senin bir sünneti ihya etmen ile ALLAH'U TEALA ( c.c.) Rusya'nın Afganistan'ın atmış olduğu bombayı etkisiz hale getirir.

2. Bir Hoca yüzbin televizyondan daha tesirlidir.

3. Rabıta muhabbetle olur, muhabbette ittiba ile olur.İttiba edersen seversin ve sevilirsin.

4. Mektubattan uzak kalındığı an feyiz kesilir.

5. İnsanlar et gibi, ulema tuz gibidir. Tuzsuz et koktuğu gibi ulema ve sohbetinden mahrum kalanda çürür ve kokar.

6. Cenab-ı Hakk sana amel defterinin oku dediği zaman yanına da Kur'an-ı Kerim'i koyacak.
Soracak :" Bu günahı yaptın. Benim kitabımın neresinde buldun da yaptın, " buyuracak.

7. Kuşluk namazını terk etmek bana ölümden daha ağır geliyor, kılmamaktansa ölmek daha hayırlıdır.

8. Sarığı kabul etmeyenin Peygamberimiz ( s.a.v. ), Cebrail ( a.s. ), ALLAH-u Teala ( c.c. )'de kabul etmiyor.

9. Bir kimse bir defa Kelime-i Tevhid getirse ve ikinci defa getirmek istediğinde soluk alsa, bu arada ki boşlukta imanı tozlanır ya seyrek olarak veya hiç demezse.

10. Mevla Teala (c.c.)' dan başka neyi düşünüyorsan ona iman ediyorsun.

11. İmam-ı Rabbani ( k.s.) şöyle buyuruyor: " Bir şahıs şayet günahlarına devam ederse ve ondan hoşlanırsa, hoşlanan kimse münafıktır."

12. Dünya içinde herşey melundur, fakat zikrullah ile meşgul olan emri bil maruf nehy-i anil münker yapan okuyan ve okutan değildir.

13. Senin mektubu annen, baban, hanımın aldığı anda birkaç gün okumasınlar kenara koysalar, gücenirsin. Rabbin seni gördüğü halde ondan gelen mektubu hiç eline aldığın yok, utanman lazım.

14. Ottan, samandan süt yapan ALLAH (c.c.)'ya hayran kalmıyorsun da, kafirin elektriğine mi hayran kalıyorsun ?

15. ALLAH'ın selamından önce iyi günler, iyi geceler, iyi akşamlar alo vs. gibi kelimeleri kullanmak büyük günahtır.

16. Yedi yaşında ki bir çocuk kalbimizdekileri bilse dağların arkasına kaçarız. Mevla (c.c.) her şeyi biliyor, hiç utanmıyoruz.

17. Avrupa modasına uymak, namazı terk etmekten daha ağır geliyor.
18. Annenizin karnındaki çocukları okutun. Kendini, hanımını, çocuğunu seviyorsan arapça oku ve okut.

19. Televizyon seyreden dinini sevmiyor demektir.

20. Bu üç şey kimde olursa imanın tadını alır.
a) ALLAH-u Teala (cc.)'yı sevecek.
b) Peygamberimiz ( s.a.v.)'i sevecek.
c) Sevdiği kardeşini yalnız ALLAH-u Teala (c.c.) rızası için sevecek.

21. Bir kimse asılacağından korktuğu gibi imandan küfre döneceğinden de öyle korkacak.

22. Siz ilme ne kadar önem verirseniz ben de size o kadar önem veririm.

23. Bir insan altından camii yaptırsa, fakat mektubatı dinlemese bir şey yapmış sayılmaz.

24. 4000 sünnet-i seniyyeden fazla sünnet vardır. Bunlardan üç tanesini terk ediyorsam bana tabi olmayın.

25. Öleceğim zaman son nefesim kalsa, yine size okuyun derim.

26. Zikirsiz yapılan tefekkür, yazın yağan kara benzer.

27. Yaptığımız amel adet haline gelmiş, halbuki bir insan düşünse, ben ALLAH ( c.c.) mürakebesi altındayım. Melekler her saniyemizi yazıyor. Ancak o zaman ameller ibadet olur.

28. Sen nefsini hak ile meşgul etmezsen, nefis seni batıl ile meşgul eder.

29. Bir kimse emri bil maruf yapacağım diye yola çıksa sonra siyasetten bahsetse, onun azabını kimse ölçemez.

30. Her kim kadına bakarsa, gözlerine eritilmiş kalay dökülür.

31. " Bir kimse kadınlar açık gezse ne olur?" demiş olsa o adam mürted olur.

32. Dünya sevgisi insanı şaraptan daha sarhoş eder ve ateşe girmeye cesaret verir.

33. Sarıl bir hak dostuna, kurumuş yaprak gibi ezse'de ses çıkarma sakin ol toprak gibi.

Mahmud Ustaosmanoğlu Hazretleri
 
 
Mahmut Efendi (K.S.) Hazretlerinden İnciler...


Sen'in mektubunu annen, baban, hanımın aldığı an birkaç gün okumasalar kenara koysalar gücenirsin. RABB'in seni gördüğü halde ondan gelen mektubu hiç eline bile aldığın yok utanman lazım! Ottan, samandan süt yapan ALLAH' a hayran kalmıyorsunda kafirin elektriğine hayran kalıyorsun. Kayadır kaya çıksada ay' a. Aya çıkana dek 2 rekat namaz kılsaydın ya! Mahmut Efendi Hazretleri (K.s)


"Bir İngiliz kızı medreselerimizden birine ajan olarak girdi. Batıl davası uğruna teheccüde kalktı, işrak bekledi, her türlü zorluğa katlandı, ukusuz kaldı. İşte ALLAH (c.c) yarın ahirette o İngiliz kızına "Benim mümim kullarım arasına girdin. Onlar gibi ilme çalıştın, namaz kıldın, gece kalktın. Ama Hakkı gördüğüne halde Batıl davan uğruna inanmadın. Ohalde gir Cehenneme" buyuracak. Müslüman Türk evladına ise "İngiliz kızı davası için medrese bekleyip, teheccüde kalkarken sen Hak davan için sabah namazına bile kalkmadın. Dinin elden giderken sen hiçbirşey yapmadın, yan gelip yattın" diyerek sitem edecek ve ona göre muamelede bulunacak! Mahmut Efendi (K.s.)


Uyurken zikrediyor sayılmak için yapılacaklar yatmadan evvel abdest alınır. Yatağa girince 33 Subahanallah, 33Elhamdulillah, 34 Allahuekber okunur. Sonra iki eli dua eder gibi birleştirerek 1 Fatiha, 3İhlas, 1 Felak, 1nas surelerini okuduktan sonra avuç içine üfleyip yukardan aşağı doğru tüm vücud sıvazlanır. Daha sonra Teheccüd ve Sabah namazına kalkmak niyetiyle 7 Kevser Suresi okunur ve yatılır. Eğer konuşulursa bunlar tekrarlanılır... Mahmut Efendi Haztetleri(K.s)


Yamadık dünyamızı yırtarak Dinimizden,
Sonunda Dinde gitti dünyada elimizden. Mahmud Efendi Hazretleri(ks)
8/12/2007

BÜYÜKLERDEN İBRETLİ SÖZLER

BÜYÜKLERDEN İBRETLİ SÖZLER
 
  
Bir İnsan olursa sağır sen ona istediğin kadar bağır.   

 (Mahmut USTAOSMANOĞLU)
 
Bilgisine göre davranmayan kimse, üzerine kitap yüklenmiş hayvanlardan başka birşey değildir.

(Sâdi ŞİRAZİ)
 
Küçük şahsiyetler; kişilerle ugraşır. Vasat şahsiyetler; olaylarla uğraşır. Büyük şahsiyetler; Fikirlerle uğraşır.  

(Kelam-ı Kibar)
 
Allah, kimine bal verir parmak vermez; kimine de parmak verir bal vermez.  

(Kelam-ı Kibar)
 
Gençliğe güvenip vakit çok erken derken/Belki elveda bile diyemezsin giderken

(Necip Fazıl Kısakürek)
 
Yalan öyle zehirli bir oktur ki, hedefini değil atanı yaralar. 

  (Arap atasözü)
 
Akrebin düşmanlığı beterdir ejderhadan/ejderha âşikar vurur, akrep gizli her zaman. 

(Nizami)
 
Körler memleketinde görmek suçtur. 

 (Hikmetli sözler)
 
Körler memleketinde şaşı padişah olur. 

(Hikmetli sözle)
 
Kırk çürük yumurta bir sağlam yumurta etmez. 

(N.Erbakan)
 
Sabır; Bir işi bir dakika önce alma aceleciliğinden, bir dakika sonraya bırakma tembelliğinden kaçınma ve korunma iradesi demektir.

Sakın kendini Eşkiyalarla (günahkâr) mukayese etme, kendini evliya sanırsın

İyilerle mukayese et ki, hatalarını bulasın..

Fare huylulara, kedi bey olur. 

 (Mevlâna)

Güzel olan sevgili değildir. Sevgili olan güzeldir.  

(Tolstoy)

Arı su içer, bal akıtır; Yılan su içer, zehir akıtır.  

 (Bediuzzaman)

Gözler yaşarmadıkça, gönülde gökkuşağı oluşmaz.   

(İmam-ı Gazali)

Doğru ile eğri arasında bir taraf olan, bertaraf olur. 

(La erdi)

Allah sevdiği kuluna; bir kadının çocuğuna şifa bulması için acı ilacı yudumlatması gibi, dünyanın acılığını tattırır. 

  (El Müzeni)

Bâki hakikatler fani şahsiyetlere bina edilemez, edilirse hakikate zulümdür.

(Said Nursi)

Silah korkakta, yönetim akılsızda olursa işler bozulur.  

(Hazreti Ebubekir)

Ne etrafımızı kıracak kadar sert, ne de karşınızdakilere cesaret verecek kadar yumuşak olunuz.

(Sadi)

Maddi hayata tapanlar, deniz suyu içenlere benzerler, içtikçe, susuzlukları artar.

(Muhyiddin-i Arabi)

Tilkilere kümes bekçiliği yaptırılmaz. 

(la edri)

Anladım işi, sanat Allah'ı aramakmış....

Marifet bu gerisi yalnız çelik-çomakmış....

Necip Fazıl KISAKÜREK

Kim demiş arkadaş uğrunda ölmek zor. Asıl uğrunda ölünecek arkadaş bulmak zor. 

 (Kelam-ı Kebir)

 

8/11/2007

Kabz-bast halleri ne demektir?

Kabz-bast halleri ne demektir?

 

Kabz, el ile tutma, bast ise açma ve yayma anlamına gelir. Kavram olarak bast, ruhen tutukluluk, içine kapanma, bir şey düşünmeye ve söylemeye isteksizlik demektir. Bast ise ümitle dolma, ruhen genişlik ve coşkunluk, anlama ve kavramada açılma halidir.Üstad, Kastamonu Lahikasının başında şöyle der: “Çünki emn ü ye’sin vartasına düşmemek hikmetiyle havf u reca müvazenesinde, sabır ve şükürde bulunmak için kabz-bast haletleri, celal ve cemal tecellisinden intibah ehline gelmesi; ehl-i hakikatça medar-ı terakki bir düstur-u meşhurdur.” (Kastamonu Lahikası: 8 ) Yani insan zaman zaman ruhen daralır veya ferahlık duyar. Kabz hali celalî, bast hali ise cemalî bir tecellidir. Bunlar gece ve gündüz gibi birbirini takip eder durur. Bu iki hal insanın manevi yükselişinde iki kanat gibidir.

Kabz ve bast halleri insanı korku ve ümit arasında dengede tutan bir durumdur. Kişi kabz halinde tövbe ve istiğfar ile Allah’a yönelir, manen terakki eder. Bast halinde ise şükrederek derecesini artırır. İnsan, devamlı kabz halinde yaşasa bütün bütün ümidini kaybedebilir. Sürekli bast hali yaşayan kimsede ise akibetini garanti görme hastalığı ortaya çıkabilir. >alıntı<

Bir Mektup

Hem bir vakit Tosya’dan Kastamonu’ya gelirken, beraberimde Risale-i Nur’un Lem’a ve Şualar‘ı vardı. Haşre ait bir mebhas okuyordum. Kamyon yokuşları tırmanıyordu. Havanın ve makinenin harareti bana ağırlık ve fikrime de “Bu Risale-i Nur muazzam bir mucize-i Kur’âniyedir. Başka sahada mucize gösterebilir mi? Halbuki mucize, Enbiya Aleyhimüsselâma mahsustur. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmdan sonra mucize gösterilmeyecektir” mülâhazası esnâsında kamyon müthiş sadmelerle üç takla, yirmi beş otuz metreden aşağıya yuvarlandık. Şehadet getiriyordum. Yaralı mıyım diye kendimi yokladım. Yüz bin şükür, hiçbir yaram yok. Korkarak doğruldum. Şoförün kafası, gözü parçalanmış, “ah, of” çekiyor. Etrafımı tetkik ettim; şoför tarafındaki kapı ve camlar hurdahaş olmuş. Benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. O anda bunun büyük bir keramet olduğunu, mucize olmadığını ve bir daha böyle maceralı şeyleri tefekkür etmemek için kerametkârâne gaybî bir tokat olduğunu anladım.

Risale-i Nur şakirtlerinden Salâhaddin Çelebi

 

 

Elem Lezzet

ELEM LEZZET

KADERE İMAN-SABIR

KADER ADELET EDER

8/5/2007

İnanmıYormusun???

iNANIYOR MUSUN ?

 

Adamın biri her zaman yaptıgı gibi saç ve sakal trası olmak için berbere gitti. Onunla ilgilenen berberle güzel bir sohbete basladılar.Degisik konular üzerinde konustular. Birden Allah ile ilgili konu açıldı...

 

Berber: " Bak adamım, ben senin söyledigin gibi Allah'ın varlıgına inanmıyorum."

 

Adam:  " Peki neden böyle diyorsun?"

 

Berber: " Bunu açıklamak çok kolay. Bunu görmek için dısarıya çıkmalısın. Lütfen bana söyler misin, eger Allah var olsaydı, bu kadar çok sorunlu, sıkıntılı, hasta insan olur muydu, terkedilmisş çocuklar olur muydu? Allah olsaydı, kimse acı çektirmez, birbirini üzmezdi. Allah olsaydı, bunların olmasına izin verecegini sanmıyorum..."

 

  Adam bir an durdu ve düsündü, ama gereksiz bir tartısmaya girmek istemedigi için cevap vermedi. Berber isini bitirdikten  sonra adam dısarıya çıktı. Tam o anda caddede uzunsaçlı ve sakallı bir adam gördü. Adam bu kadar dagınık göründügüne göre belli ki trasş olmayalı uzun süre geçmisti. Adam berberin dükkanına geri döndü.

  Adam: Biliyor musun ne var, bence berber diye birsey yok

 

Berber: " Bu nasıl olabilir ki? Ben buradayım ve bir berberim." 

  Adam: " Hayır, yok. çünkü olsaydı, caddede yürüyen uzun saçlı ve sakallı adamlar olmazdı."

  Berber: " Hımmm... Berber diye birsey var ama o insanlar bana gelmiyorsa, ben ne yapabilirim ki?"

  Adam: " Kesinlikle dogru! Püf noktası bu! Allah var, ve insanlar ona gitmiyorsa, bu gitmeyenlerin tercihi. Iste dünyada bu kadar çok acı ve keder olmasının nedeni!"  

 
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
HASANwrote:
s.a kardeşim spacenden istifede ettim hakkını hela edermisin allah razuı olsun 
Sept. 22
emrahwrote:
bana ulaşmaya çalış 
Sept. 18
  
 
S.A SAYFANIZ GUZEL OLMUŞ BAŞARILARINIZIN DEVAMINI DILIYORUM RAMAZANI ŞERIFENIZ MUBARET OLSUN KALBINIZ NUR GONLUNUZ HUZUR EVINIZ BEREKET DOLSUN EN YUCEYE EMANETSINIZ SELAM SEVGI SAYGI VE DUA ILE 
Sept. 13
HASANwrote:
s.a kardeş spaces siniz çok güzel olmuş başarılarınızın devamını dilerim  Allah kolaylık versin 
Aug. 19
No list items have been added yet.

Eyvah, aldandık! Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zayi ettik.

_