O'nu anıp's profileEyvah, aldandık! Şu haya...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
3/29/2009 Davut (as)Davut (as) bir gün evinin önünde bir köpek görür ve ona yüzünü burusturup kötü bir ifade ile nazar eder ve icinden ne kadar cirkin bir yaratik oldugunu düsünür... Hemen Rabbi kendisine konusur ve sorar: Ey Davut!! Yarattigimi mi begenmedin yoksa Yaradani mi begenmedin!!!! Davut (as) perisan olur utancindan daglara kacar. Öyle aglar, öyle aglar ki, gözyaslarindan yerde otlar biter... 7/30/2008 GülGül bahçesindeki güzel kokuları hissedemiyorsan, kusuru bahçede değil, gönlünde ve burnunda ara." Ateş"Allah için ateşe atılmak vardır, lakin ateşe atılmadan evvel kendinde ibrahimlik olup olmadığını araştır. Çünkü ateş ibrahimleri tanır ve yakmaz." 6/28/2008 Çalgıcı AliBağdat'ta bır çalgıcı Ali varmış. Gecelerı içki içer çalgı çalarmış gündüzleri yan gelip yatarmış. Bagdatı unutmuş bilmezmiş ne yazmış ne kışmış. Bir gün gözüne uyku girmemiş Bağdat'ın sokaklarını gezmeye koyulmuş derken güneşlerden daha parlak gündüzden daha aydınlık bir çift gözle karşılaşmış o gözler yüreğini yakmış kavurmuş gözünü açıp kapayıncaya kadar gözden kaybolmuş. Yüreğini yakan aşk ateşiymiş. Eve gelmiş uyumaya çalışmış ama uyuyamamış. Aşık olan hiç uyuyabilir mi hiç uyuyabilen aşık olabilir mi? Gözünü kırpmadığı gecenin sabahınnda o gözlerin sahibi olan kızı aramaya koyulmuş sokak sokak gezmış ve ona rastladığı yere gelmış beklemeye başlamış ve onu tekrar orada görmüş onu tanıyan var mı yok mu kimi bulduysa sormuş. Evet demişler onu tanıyoruz sarayda oturur Padişah'ın kızıdır. Padışah'ın kızı mı? ben bıtmıişim demiş o kim ben kim bir an olsun karamsarlığa kapılmış ama o gözler gözlerinin onunden hiç gitmemiş derdine çare aramış herkese her yere sormuş kapı kapı dolanmış derken birisi bir zatı tarif etmiş yerini öğrenmiş ve gidip o zatı bulmuş derdini anlatmış ve bir çare istemiş. Zat çaresi vardır evlat demiş onun için her şeyi yapar mısın demış. Çalgıcı Ali yaparım demiş zat ona bir seccade almasını ve dagdaki mağraya gidip orada kırk gün Allah demesini istemiş. Ali hemen bir seccade aramaya başlamiş bana bir seccade bana br seccade... ve seccadeyi bulduğu gibi mağraya koşmuş seccadesını yere serıp dizleri üzerine çöktükten sonra ALLAH ALLAH ALLAH demeye başlamış derken bir hafta sonra zat Ali'nin yanına gelmiş ve ona seslenmiş. Ali kız geldı sanmış ve hani geldi mi geldi mi demiş. Zat dur evladım demiş sana erzak getirdim daha bir hafta oldu demiş ve ordan ayrılmış derken gunler gunleri kovalamış şehre gelen kervanlar o mağradan geçer olmuş ve Ali'yı gormüşler ama Ali onları hiç görmemiş bile ve ALLAH ALLAH ALLAH demeye devam etmiş. Oraya gelenler Ali'yi şehirde konuşmaya başlamış. Dağdaki mağraya bir derviş gelmiş ALLAH diyor başka bir şey demiyor demişler Alinin namı almış yürümüş Padişaha ulaşmış. PAdişah kimdir neyin nesidir demiş ve şehirdeki herkesin tanıdığı zati çağırtıp onun kim olduğunu sormuş ülkemizi şereflendren bu derviş kimdir demiş bizden ne hediye isterse verelim demiş. kırkıncı gün gelmiş çatmış zat Padiaşaha dervişin kızını istediğini soylemiş ve Padiaşah kızını alıp hazırlıkları tamaladıktan sonra Ali'nin huzuruna gelmiş zat Ali'ye dur evladım demiş Ali durmuş ve ne oldu demiş? zat padişahın geldiğini kızını ona vermeye hazır olduğunu söylemiş. Ali ellerini havaya kaldırmış ve ALLAH' IM ben seni bilememişim kırk gun ismini zikrettim Padişahi ve kızını ayağıma getırttin demiş ben hiç bir şey istemiyorum yalnızca seni istiyorum demiş ve ALLAH ALLAH ALLAH HAY HU ALLAH ALLAH ALLAH demeye devam etmiş 6/13/2008 Cihat
6/7/2008 07.06.2008 Dostum, güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak; fakat, arkana bakma.. Kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de.. Unutma, yolcu değişir, yol değişir, ama menzil değişmez. yolcuya bakıp, yolunu tanıma. Yola bak, yolcuyu tanı, yolcu hakkındaki kıymet hükmünü ona göre ver. Vahim olan, yolun yolcusuz olması değil; asıl vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır...... 5/27/2008 Kur'an'dan Peygamber DualarıKur'an'dan Peygamber Duaları
Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın salih bir amelde bulunmamı ilham et ve beni rahmetinle salih kulların arasına kat...
Hz.Süleyman (AS) Duası - Neml Suresi, 19 3/21/2008 Gunun Hadis-i Serifi
3/14/2008 Şeyh Edebâli'nin Osman Gazi'ye NasihatıŞeyh Edebâli'nin Osman Gazi'ye NasihatıOğul; “İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, gün batarken ölürler. Unutma ki dünya sandığın kadar büyük değildir. Dünyayı bize büyük gösteren bizim küçüklüğümüzdür. Hırsımız, bencilliğimiz…” Dünya bir garip han, bir hoyrat mekan, Bu yolda nazarımızı sonsuzluğa dikip; büyük yürümek ve büyük ölmek gerek. Bu yolda hırs, diken; benlik ve kibir, engeldir oğul. Sakın ha kendine takılmayasın ve kendinde boğulmayasın. Teklik sadece Allah’a mahsustur, tek başına karara durup hoyrat dünyanın dayanılmaz ağırlığını kaldırmayasın. İşlerini ehil kişilere danışarak tutasın, danışırsan yol alırsın, danışmasan yolda takılıp kalırsın oğul. “Güçlüsün, akıllısın, söz sahibisin; ama bunları nerede, nasıl kullanacağını bilemezsen, sabah rüzgarında savrulup gidersin.” Bir dem gelir bir tekmeyle dünyaları yıkacak olursun, bir dem gelir yerdeki karıncaya mağlup olursun. Güç hayvanda bile mevcut. Akıl sadece anahtar. Anahtara takılmasın. Aslolan anahtarın açacağı kapılardır. Kapıların ardında hazineler, kapıların ardında sırlar vardır. Sırlar ki, ebedi muştuları koynunda barındırır; sonsuza kavuşturur. Aklını kullanıp dünyadayken cennetin kapılarını aralayasın oğul. “Öfken ve benliğin bir olup aklını yener! Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın, azminden dönmeyesin. Çıktığın yolu, taşıyacağın yükü iyi bil, her işin gereğini vaktinde yap!” Öfke ateş, öfke afet, öfke şeytandır oğul. İnsanoğlu dağları devirir; ama öfkesine mağlup olabilir. Öfkeyle savaşı daima taze tutmak gerektir. “Yolcu, buruk baş gerek Sabırsız olmaz oğul. Sabırsız menzile varılmaz. Kaf Dağı’na sabırsız ulaşılmaz. “Sabır kara bir dikeni yutmak, diken içini parçalayıp geçerken de hiç ses çıkarmamaktadır.” İnsan ocaklar gibi yanmalı, yanmalı da kimselere gamını ilan etmemelidir. Gözünü ötelere dikesin oğul, hesabını idealine göre yapasın. Şunu da asla unutmayasın: “Her şeyin vakti tayin edilmiştir. Vaktinden önce öten horozun başı kesilir.” Vazifen çetin, yükün ağırdır oğul. Hizmette önde ücrette geride olasın. Vazifenin en ağırına talip olmakta kaçınmayasın. Vazifenin ağırlığı Yaratan’ın kullarına ihsanıdır. “Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma! Gördüğünü söyleme, bildiğini bilme, sözünü unutma, sözü söz olsun diye söyleme.” Bizler nefreti eritmek için, muhabbetin asaletini dünyaya yeniden hakim kılmak için çıktık yola. Bu yolda utanacak bir şeyimiz yoktur. Muhabbet yolunun gizlisi saklısı yoktur oğul. Ama altının değerini de sarraf bilir, sözünü muhatabına göre ayarlayasın. Cahilin karşısında altınlarını çamura atmayasın. Yiğit olan kördür, kötülüğü görmez; sağırdır, kem sözü işitmez; dilsizdir, her ağzına geleni demez. Bildiğini de her yerde ayaklar altına sermez. Yunus gibidir o; yüreği muhabbete, gönül ibresi Hakikate ayarlıdır. O bir defa söz verdi mi, onu namusu bilir. “Ananı, atanı say; bereket büyüklerle beraberdir!” Anadolu; içinden kıvrım kıvrım ırmaklar akan, ağıtları alev alev ciğerler yakan… “Ana”larla dolu olan… Ana çile yumağıdır, oğul dua kaynağıdır. Ana yüreği narin bir ipek, ata bileği Hakk’ın diktiği en sağlam direktir. Ne ananın ince yüreğini yakasın, ne de babanın kapı gibi bileğini kırasın oğul. Yarın yuva kurduğunda ocağınla onlar arasında köprü olasın. Ana ve ata düşmemek için sırtımızı dayadığımız duvardır, yarın duvar yıkıldığında kıymetini anlarsın. “Sevildiğin yere sıkça gidip gelme, muhabbetin kalkar, itibarın kalmaz. Düşmanını çoğaltma, haklı olduğunda kavgadan korkma! Bilesin ki; atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler!” Her şeyin ortası makbuldür, sevginin de. Sevdiğini gereğinden fazla sevmeyesin. Sevgini de, sadece yüreğinin eline vermeyesin. En çetin imtihan “sevgi”yle olanıdır. “Kişi ne kadar bahadır olsa da, muhabbete tuş olur.” diyen atanın sözünü aklından çıkarmayasın. Böyle imtihan olmamak, istikbalde neslinden utanmamak için gecelerin bağrında, seherlerin aydınlığında duaya durasın. Senin ideallerin ve geleceğe dair hedeflerin var oğul. Gönül adamı ömrünü boşa harcamaz, yüreğini ucuza satmaz, edep tacını başından almaz. Gönül erinin her zaman yüzü yerde, gönlü göktedir. Haklı olduğunda kavga vermesini bilir. Kavgayı sadece bileğiyle değil, ilmiyle ve yüreğiyle yapmasını bilir. İyiliğe kötülük, şer kişinin kârı, İyiliğe iyilik her kişinin kârı, Kötülüğe iyilik de, er kişinin kârıymış oğul. Sen bizim rüyamız, sen bizim devâmız, sen bizim duamızsın oğul. Daima başın dik, alnın ak, gönlün pak olsun. Zümrüt-ü Anka’nı iyi seç ki Kaf Dağı sana yakın olsun. Yolun ebediyete kadar açık olsun. Hadis-i Şerif
3/8/2008 Fatih Akbalık10/24/2007 Nârın da hoş, nurun da hoş,Hoştur bana senden gelen, Ya gonca gül, yahut diken Ya hayattır yahut kefen, Nârın da hoş, nurun da hoş, Kahrın da hoş, lütfun da hoş. Gelse celalinden cefa Yahut cemalinden vefa İkisi de cana safa Nârın da hoş, nurun da hoş, Kahrın da hoş lütfun da hoş... Ne mutlu SEN'ini bulabilene 8/27/2007 Hadis...Fe Eyne Tezhebu
Ey insan! İhsanı bol Rabbine karşı seni aldatan nedir?
SELAM, MUSAFAHA, SOHBET, SAYGI...SELAM, MUSAFAHA, SOHBET, SAYGI... 558. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Biriniz bir oturma yerine girince selâm versin. Oturmak isterse otursun. Kalkarken yine selâm versin. Çünkü, birinci selâm ikincisinden daha üstün değildir." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud. 559. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Evladım! Evine girince selâm ver ki, selâmın hem sana, hem de aile halkına bir bereket olsun." Enes radıyallahu anh. Tirmizî. 560. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Selâm, konuşmaktan önce gelir." Câbir radnıyallahu anh. Tirmizî. 561. Enes, çocukların yanına uğrayıp, onlara selâm verdi. Sonra şöyle dedi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de böyle yapardı. Enes radıyallahu anh. Tirmizî. 562. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, biz kadınların yanına uğradı ve selâm verdi. Esma radıyallahu anha. Tirmizî. 563. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Bir topluluk bir yere vardıklarında, içlerinden birinin onlara selâm vermesi yeterli olur. Oturanlardan birisinin onlardan selâm alması yeterlidir." Ali radıyallahu anh. Ebû Dâvud. 564. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Binekli yürüyene, yürüyen durana, az olanlar çok olanlara, küçük büyüğe selâm verir." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî. 565. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "İnsanların en acizi duada aciz olan, insanların en cimrisi de selâm vermekte cimri olandır." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Taberânî. 566. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "İçinizden hiçbir kimse yoktur ki, bana selâm gönderdiği zaman, Allah onu benim ruhuma ulaştırıp da ben onun selâmını almayayım." Enes radıyallahu anh. Ebû Dâvud. 567. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Buluşup el sıkışan iki müslüman yoktur ki, ayrılmadan önce Allah onları bağışlamasın." Berâ radıyallahu anh. Ebû Dâvud. 568. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Birbirinizle el sıkışın ki, kalplerdeki düşmanlık silinsin. Hediyeleşin ki, birbirinizi sevesiniz ve aradaki dargınlıklar böylece kalksın." Atâ radıyallahu anh. Mâlik. 569. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "İhtiyara, sırf yaşından dolayı hürmet eden hiç kimse yoktur ki, Allah da ona yaşlandığında saygı gösterecek birini ihsan etmesin." Enes radıyallahu anh. Tirmizî. 570. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Küçüğümüze merhamet etmeyen, büyüğümüze saygı göstermeyen bizden değildir!" Enes radıyallahu anh. Tirmizî. 571. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme şu elimle biat ettim ve elini öptük de buna itiraz etmedi. İbn Rezîn radıyallahu anh. Taberânî. 572. Sahabiler için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemden daha sevgili hiçbir şahıs yoktu. Buna rağmen, onu gördükleri zaman, hoşlanmadığını bildikleri için ayağa kalkmazlardı. Enes radıyallahu anh. Tirmizî. 573. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Kim insanların kendisi için ayağa kalkıp saygı göstermelerini isterse, ateşteki yerine hazırlansın." Muaviye radıyallahu anh. Ebû Dâvud. 558. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Biriniz bir oturma yerine girince selâm versin. Oturmak isterse otursun. Kalkarken yine selâm versin. Çünkü, birinci selâm ikincisinden daha üstün değildir." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud. 559. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Evladım! Evine girince selâm ver ki, selâmın hem sana, hem de aile halkına bir bereket olsun." Enes radıyallahu anh. Tirmizî. 560. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Selâm, konuşmaktan önce gelir." Câbir radnıyallahu anh. Tirmizî. 561. Enes, çocukların yanına uğrayıp, onlara selâm verdi. Sonra şöyle dedi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de böyle yapardı. Enes radıyallahu anh. Tirmizî. 562. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, biz kadınların yanına uğradı ve selâm verdi. Esma radıyallahu anha. Tirmizî. 563. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Bir topluluk bir yere vardıklarında, içlerinden birinin onlara selâm vermesi yeterli olur. Oturanlardan birisinin onlardan selâm alması yeterlidir." Ali radıyallahu anh. Ebû Dâvud. 564. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Binekli yürüyene, yürüyen durana, az olanlar çok olanlara, küçük büyüğe selâm verir." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî. 565. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "İnsanların en acizi duada aciz olan, insanların en cimrisi de selâm vermekte cimri olandır." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Taberânî. 566. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "İçinizden hiçbir kimse yoktur ki, bana selâm gönderdiği zaman, Allah onu benim ruhuma ulaştırıp da ben onun selâmını almayayım." Enes radıyallahu anh. Ebû Dâvud. 567. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Buluşup el sıkışan iki müslüman yoktur ki, ayrılmadan önce Allah onları bağışlamasın." Berâ radıyallahu anh. Ebû Dâvud. 568. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Birbirinizle el sıkışın ki, kalplerdeki düşmanlık silinsin. Hediyeleşin ki, birbirinizi sevesiniz ve aradaki dargınlıklar böylece kalksın." Atâ radıyallahu anh. Mâlik. 569. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "İhtiyara, sırf yaşından dolayı hürmet eden hiç kimse yoktur ki, Allah da ona yaşlandığında saygı gösterecek birini ihsan etmesin." Enes radıyallahu anh. Tirmizî. 570. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Küçüğümüze merhamet etmeyen, büyüğümüze saygı göstermeyen bizden değildir!" Enes radıyallahu anh. Tirmizî. 571. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme şu elimle biat ettim ve elini öptük de buna itiraz etmedi. İbn Rezîn radıyallahu anh. Taberânî. 572. Sahabiler için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemden daha sevgili hiçbir şahıs yoktu. Buna rağmen, onu gördükleri zaman, hoşlanmadığını bildikleri için ayağa kalkmazlardı. Enes radıyallahu anh. Tirmizî. 573. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Kim insanların kendisi için ayağa kalkıp saygı göstermelerini isterse, ateşteki yerine hazırlansın." Muaviye radıyallahu anh. Ebû Dâvud. 8/21/2007 Sual: Gerçek Müslüman olmak için neler yapmak gerekir?Sual: Gerçek Müslüman olmak için neler yapmak gerekir?
ALLAH'IN SIFATLARI![]() İlâhî sıfatlar, zatî ve sübutî olmak üzere iki gruba ayrılıyor. Zatî sıfatlar : 1- Vücut (Varlık), 2- Kıdem (Ezeliyet, evveli olmama), 3- Beka (Ebediyet, ahiri olmama), 4-Vahdaniyet (Bir olma, şeriki bulunmama), 5- Kıyam binefsihî (Varlığının devamının zatından olması-başkasın yardımıyla olmaması ), 6- Muhalefetü’n- lil-havâdis ( Zatının mahlukatın zatlarına ve sıfatlarında mahluk sıfatlarına benzememesi) Sübutî sıfatlar: 1-Hayat 2- İlim 3- İrade 4- Kudret 5- Sem (işitme) 6- Basar (görme) 7- Kelâm 8- Tekvin (Yaratma, var etme.) Tekvin sıfatı Maturudî mezhebine göredir. Diğer İtikat imamımız İmam Eş’arî, bu sıfatı müstakil bir sıfat olarak düşünmez. Böylece bu mezhepte Sübutî sıfatlar yedi tane olmuş olur. Bazı İslâmî kaynaklarda ilâhî isimlerden de sıfat diye söz edildiği görülür. Meselâ, Kerim Allah’ın bir ismidir. Aynı zamanda Allah’ı kerem sahibi olarak vasıflandırması cihetiyle de sıfat vazifesi görür. Kerim Allah dediğimiz zaman Kerim ismini sıfat makamında kullanmış oluruz. Yine bu kaynaklarda Cenâbı Hakk’ın sıfatları üç grupta mütalâa edilir: 1- Zâtî sıfatlar (Bunlar sübutî ve selbî olarak iki kısma ayrılırlar) 2- Fiilî sıfatlar. 3- Manevî sıfatlar. Allah’ın bütün güzel isimleri bu sıfatlardan birine dayanır. Meselâ, Âlim ismi sıfat-ı sübutiyeden “ilim” sıfatına, Kadîr ismi “kudret” sıfatına, Mütekellim ismi kelâm sıfatına dayanır. Keza, Evvel ismi, zatî sıfatlardan kıdem sıfatına, Âhir ismi, bekâ sıfatına dayanır. İlâhî isimlerden çoğu fiilî sıfatlara dayanmaktadır. Hâlik ismi, yaratma fiiline; Muhyi ismi ihya (hayatlandırma) fiiline; Musavvir ismi “tasvir”, yâni sûret verme fiiline; Mümit (ölümü verici) ismi, imate (ölümü verme) fiiline dayanır. Bazı isimler de manevî sıfatlara istinat ederler. Hakîm ismi Cenâbı Hakk’ın hikmet sahibi olması sıfatına; Kebir ismi, kibriya sahibi olma vasfına; Cemil ismi, cemal sahibi olmasına dayanır. Anahtar Kelimeler : Allah,sıfat,zati,subuti,ilim,irade,kurdet,esma Alaâddin Başar (Prof. Dr.) Muhammed Sûresi 12.ÂyetMuhakkak ki ALLAHü Teâla,iman edip Salih amel işleyenleri altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır.Kafirlere gelince ki onlar metâlanırlar.(zevklerinin ve nefislerinin peşine düşerler.)ve hayvan gibi yerler,onların makamı cehennemdir" Eski büyüklerden biri vardı.Ameli Salih işler,büyük huzura çıkacağım diye korkardı.Vefat etti.Mevla ona; "Ne yaptın?" idye sordu.Şu kadar hac,şu kadar gece ibadeti vs. yaptım dedi.Mevla hiçbirini kabul etmedi.Yanlız sen milletin geçtiği yoldan bir dikeni kaldırdın.Onun için seni affettim buyurdu. Dikkat edin cemaat! Hacca gidiyorsun ,beş vakit namaz kılıyorsun,zekat veriyorsun,cemaatle namaz kılıyorsun affolunamıyorsun. Bu şu demek değil.Hacca gitmeyelim,cemaatle namaz kılmayalım,iyilik yapmayalım.Rasülüllah efendimiz buyuruyorlar. -"Hiç biriniz kendi ameli ile cennete giremez! -Sen de mi ya rasülallah? -Evet ben de!Ancak beni Mevla teala lütfu ile kaplarsa,rahmetiyle kaplarsa kurtulurum" Camiden çıkarken zorluk oluyor.Çıkan yoluna devam etsin.Mevla hangimizde razı olur onu bilemeyiz.Onu kendi bilir.Bak o adamın hangi işinden razı oldu.Kolayulık edelim inşALLAH. "Kolaylaştırın,zorlaştırmayın;müjdeleyin,nefret ettirmeyin" Milletin iyiliğini düşünmek çok büyük bir fedakarlıktır.Mevlanın sevdiği bir fedakarlıktır..Yolu açmak,elinden tutmak bunların hepsi Mevla’nın sevdiği şeylerdir. Okuduğumuz ayete kısaca mana verelim: "ALLAH Teâla iman edip amel-i Salih işleyenleri cennete koyacak" Ben koyacağım buyuruyor.Elhamdülillah "Kafirlere gelince :onlar metalarının,zevklerinin,nefislerinin peşine düşerler.Cehennem onların makamıdır" Yani yemek yerken insan düşünmeli,yediği yemeğe bakmalı,gönlünü Mevla'ya çevirmeli ve demeli ki"Ya Rabbi!Kullarını sebep kılarak bu yemeği önüme sen koydun" En iyi yemek yeme şekli;sofrayı çok yüksek etmemeli,uzanacağı kadar yüksek etmeli.Hani kurup etrafına oturduğumuz sofralar var ya(öyle olmalı).Yerde de yemek yenilir.Efendimiz Sallallahü aleyhi ve sellem'e birisi yemek getirdi.Yüksek bir yer arıyor. Efendimiz Sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Yere koy ALLAH (c.c.) nun kulları yerde yemek yer,Bende yiyeyim" Bir adam fakir düştü.Fırına gitti.Ekmek alacak parası yok.Ekmeği aldı.Parasını ödemeden çıkıp gitti.Evine gittiler baktılar ki sofranın ortasına bir tas su koymuşlar,ekmeği batırıp yumuşatarak yiyorlar.Polisler bu durumu görünce acıdılar,davacımısın?siye sordular.Fırıncı davacıyım dedi.Oradan birisi "al şu parayı vazgeç bu davadan"dedi. Bak görüyorsunuz insanlar ne hale düşüyor.Bir ekmek almaya paran olmaz.Bazı insanlar yemekte içki içiyorlar. Adamın ne çorbası var,ne peyniri var,ne ekmeği var.Bunun daha da fenası vardır.Hep bizim sünnet-i seniyyeye uymamamızdan kaynaklanıyor.Kimisi kumar oynar,kimisi kahve de oturur.Ya oynayanları seyreder ya da kimisyle oynar.Bazıları da domino oynar.Bunlar hep bereketi kaçıran şeylerdir. Namaz kaçıranlar yüzünden daha çok kıtlık oluyor.Bir adam namaz kılmasa bütün dünyaya zararı vardır.Besmelesiz kitaplarla çocuk yetişirmi?Adam olunur mu? Mevla bize her yerde lazım arkadaşlar.Ya rabbi hepimizi dindar eyle.Mümkün olduğu kadar Kur'anı anlayıp başkalarına anlatmayı nasib eyle. Her iyiliği ALLAH(c.c.)dan bilmek lazım.Kendimizden bilmemeliyiz.Ben şöyle takvayım,şöyle sofuyum demek yok. Bugün ki zammı sure Karun hakkında okundu.Karun çok zengindi.Kavmi ona dedi ki,çok ferahlanma.ALLAH ferahlananları sevmez.Yerde fesat çıkarmaya çalışma.ALLAH fesat çıkaranları sevmez. Kur'an ne güzel ahlak anlatıyor.Fesat çıkarmayacaksın,kulların işine engel olmayacaksın,devamlı iyiliği temsil edeceksin. Kavmi Karun'a öyle deyince dedi ki; Ben sizin gibi değilim.Bende bir ilim vardır.O ilimle bu malı kazandım. ALLAHüTeâla ona cevap olarak buyuruyor ki; ";O bilmiyormuydu?Ki Alla(c.c.)ondan önce ondan daha kuvvetli olan,ondan daha çok mal toplayan zenginleri helak etmiştir" Her şeyi Mevla'dan bileceğiz.Musa aleyhisselam Karun'a dedi ki;malının zekatını ver.O da dinlemedi,karşı geldi .Musa aleyhisselam'a ,"bunlar ı hep ben kazandım,kimse vermedi"dedi. ALLAH verdi bunu bilmiyor.ALLAH akıl fikir versin.İlla malımızın zekatını verelim. Sonra Karun altın eğerli bir at üstünde,süslü püslü giysiler içinde şöyle bir geçip gitti.Dünyacılar dediler ki; "Ne olaydı Karun'a verilen bize de verilseydi.O çok büyük bir haz sahibidir.Kendilerine Ahiret ilmi verilenler ise;"yazıklar olsun size ALLAH Teâla'nın iman edip ameli Salih işleyenlere vereceği mükafat daha hayırlıdır"dediler" Sonra Mevla buyurdu ki"Biz onu ve mallarını batırdık.Benden başka onu kurtarır olmadı" Doğrudan doğruya batıp gitti.Hala da batıyor.Böyle işlerden ibret almak lazım.Aman ibret alalım. İlla zekat vermek lazım.Fakir,fukarayı gözetmek lazım.Fakirlik zor bir iştir arkadaşlar.Karnın acıkır yemek bulamazsın,ekmek bulamazsın.Sadece ekmek bulsan yine iyi.Cenab-ı hak cümlemizden razı olsun.Rızkımızı helalinden eylesin. 8/17/2007 Efendi Hazretleri'nden İbretli Sözler1. Senin bir sünneti ihya etmen ile ALLAH'U TEALA ( c.c.) Rusya'nın Afganistan'ın atmış olduğu bombayı etkisiz hale getirir.
2. Bir Hoca yüzbin televizyondan daha tesirlidir. 3. Rabıta muhabbetle olur, muhabbette ittiba ile olur.İttiba edersen seversin ve sevilirsin. 4. Mektubattan uzak kalındığı an feyiz kesilir. 5. İnsanlar et gibi, ulema tuz gibidir. Tuzsuz et koktuğu gibi ulema ve sohbetinden mahrum kalanda çürür ve kokar. 6. Cenab-ı Hakk sana amel defterinin oku dediği zaman yanına da Kur'an-ı Kerim'i koyacak. Soracak :" Bu günahı yaptın. Benim kitabımın neresinde buldun da yaptın, " buyuracak. 7. Kuşluk namazını terk etmek bana ölümden daha ağır geliyor, kılmamaktansa ölmek daha hayırlıdır. 8. Sarığı kabul etmeyenin Peygamberimiz ( s.a.v. ), Cebrail ( a.s. ), ALLAH-u Teala ( c.c. )'de kabul etmiyor. 9. Bir kimse bir defa Kelime-i Tevhid getirse ve ikinci defa getirmek istediğinde soluk alsa, bu arada ki boşlukta imanı tozlanır ya seyrek olarak veya hiç demezse. 10. Mevla Teala (c.c.)' dan başka neyi düşünüyorsan ona iman ediyorsun. 11. İmam-ı Rabbani ( k.s.) şöyle buyuruyor: " Bir şahıs şayet günahlarına devam ederse ve ondan hoşlanırsa, hoşlanan kimse münafıktır." 12. Dünya içinde herşey melundur, fakat zikrullah ile meşgul olan emri bil maruf nehy-i anil münker yapan okuyan ve okutan değildir. 13. Senin mektubu annen, baban, hanımın aldığı anda birkaç gün okumasınlar kenara koysalar, gücenirsin. Rabbin seni gördüğü halde ondan gelen mektubu hiç eline aldığın yok, utanman lazım. 14. Ottan, samandan süt yapan ALLAH (c.c.)'ya hayran kalmıyorsun da, kafirin elektriğine mi hayran kalıyorsun ? 15. ALLAH'ın selamından önce iyi günler, iyi geceler, iyi akşamlar alo vs. gibi kelimeleri kullanmak büyük günahtır. 16. Yedi yaşında ki bir çocuk kalbimizdekileri bilse dağların arkasına kaçarız. Mevla (c.c.) her şeyi biliyor, hiç utanmıyoruz. 17. Avrupa modasına uymak, namazı terk etmekten daha ağır geliyor. 18. Annenizin karnındaki çocukları okutun. Kendini, hanımını, çocuğunu seviyorsan arapça oku ve okut. 19. Televizyon seyreden dinini sevmiyor demektir. 20. Bu üç şey kimde olursa imanın tadını alır. a) ALLAH-u Teala (cc.)'yı sevecek. b) Peygamberimiz ( s.a.v.)'i sevecek. c) Sevdiği kardeşini yalnız ALLAH-u Teala (c.c.) rızası için sevecek. 21. Bir kimse asılacağından korktuğu gibi imandan küfre döneceğinden de öyle korkacak. 22. Siz ilme ne kadar önem verirseniz ben de size o kadar önem veririm. 23. Bir insan altından camii yaptırsa, fakat mektubatı dinlemese bir şey yapmış sayılmaz. 24. 4000 sünnet-i seniyyeden fazla sünnet vardır. Bunlardan üç tanesini terk ediyorsam bana tabi olmayın. 25. Öleceğim zaman son nefesim kalsa, yine size okuyun derim. 26. Zikirsiz yapılan tefekkür, yazın yağan kara benzer. 27. Yaptığımız amel adet haline gelmiş, halbuki bir insan düşünse, ben ALLAH ( c.c.) mürakebesi altındayım. Melekler her saniyemizi yazıyor. Ancak o zaman ameller ibadet olur. 28. Sen nefsini hak ile meşgul etmezsen, nefis seni batıl ile meşgul eder. 29. Bir kimse emri bil maruf yapacağım diye yola çıksa sonra siyasetten bahsetse, onun azabını kimse ölçemez. 30. Her kim kadına bakarsa, gözlerine eritilmiş kalay dökülür. 31. " Bir kimse kadınlar açık gezse ne olur?" demiş olsa o adam mürted olur. 32. Dünya sevgisi insanı şaraptan daha sarhoş eder ve ateşe girmeye cesaret verir. 33. Sarıl bir hak dostuna, kurumuş yaprak gibi ezse'de ses çıkarma sakin ol toprak gibi. Mahmud Ustaosmanoğlu Hazretleri Mahmut Efendi (K.S.) Hazretlerinden İnciler... Sen'in mektubunu annen, baban, hanımın aldığı an birkaç gün okumasalar kenara koysalar gücenirsin. RABB'in seni gördüğü halde ondan gelen mektubu hiç eline bile aldığın yok utanman lazım! Ottan, samandan süt yapan ALLAH' a hayran kalmıyorsunda kafirin elektriğine hayran kalıyorsun. Kayadır kaya çıksada ay' a. Aya çıkana dek 2 rekat namaz kılsaydın ya! Mahmut Efendi Hazretleri (K.s) "Bir İngiliz kızı medreselerimizden birine ajan olarak girdi. Batıl davası uğruna teheccüde kalktı, işrak bekledi, her türlü zorluğa katlandı, ukusuz kaldı. İşte ALLAH (c.c) yarın ahirette o İngiliz kızına "Benim mümim kullarım arasına girdin. Onlar gibi ilme çalıştın, namaz kıldın, gece kalktın. Ama Hakkı gördüğüne halde Batıl davan uğruna inanmadın. Ohalde gir Cehenneme" buyuracak. Müslüman Türk evladına ise "İngiliz kızı davası için medrese bekleyip, teheccüde kalkarken sen Hak davan için sabah namazına bile kalkmadın. Dinin elden giderken sen hiçbirşey yapmadın, yan gelip yattın" diyerek sitem edecek ve ona göre muamelede bulunacak! Mahmut Efendi (K.s.) Uyurken zikrediyor sayılmak için yapılacaklar yatmadan evvel abdest alınır. Yatağa girince 33 Subahanallah, 33Elhamdulillah, 34 Allahuekber okunur. Sonra iki eli dua eder gibi birleştirerek 1 Fatiha, 3İhlas, 1 Felak, 1nas surelerini okuduktan sonra avuç içine üfleyip yukardan aşağı doğru tüm vücud sıvazlanır. Daha sonra Teheccüd ve Sabah namazına kalkmak niyetiyle 7 Kevser Suresi okunur ve yatılır. Eğer konuşulursa bunlar tekrarlanılır... Mahmut Efendi Haztetleri(K.s) Yamadık dünyamızı yırtarak Dinimizden, Sonunda Dinde gitti dünyada elimizden. Mahmud Efendi Hazretleri(ks) 8/12/2007 BÜYÜKLERDEN İBRETLİ SÖZLERBÜYÜKLERDEN İBRETLİ SÖZLER (Mahmut USTAOSMANOĞLU) (Sâdi ŞİRAZİ) (Kelam-ı Kibar) (Kelam-ı Kibar) (Necip Fazıl Kısakürek) (Arap atasözü) (Nizami) (Hikmetli sözler) (Hikmetli sözle) (N.Erbakan) Sakın kendini Eşkiyalarla (günahkâr) mukayese etme, kendini evliya sanırsın İyilerle mukayese et ki, hatalarını bulasın.. Fare huylulara, kedi bey olur. (Mevlâna) Güzel olan sevgili değildir. Sevgili olan güzeldir. (Tolstoy) Arı su içer, bal akıtır; Yılan su içer, zehir akıtır. (Bediuzzaman) Gözler yaşarmadıkça, gönülde gökkuşağı oluşmaz. (İmam-ı Gazali) Doğru ile eğri arasında bir taraf olan, bertaraf olur. (La erdi) Allah sevdiği kuluna; bir kadının çocuğuna şifa bulması için acı ilacı yudumlatması gibi, dünyanın acılığını tattırır. (El Müzeni) Bâki hakikatler fani şahsiyetlere bina edilemez, edilirse hakikate zulümdür. (Said Nursi) Silah korkakta, yönetim akılsızda olursa işler bozulur. (Hazreti Ebubekir) Ne etrafımızı kıracak kadar sert, ne de karşınızdakilere cesaret verecek kadar yumuşak olunuz. (Sadi) Maddi hayata tapanlar, deniz suyu içenlere benzerler, içtikçe, susuzlukları artar. (Muhyiddin-i Arabi) Tilkilere kümes bekçiliği yaptırılmaz. (la edri) Anladım işi, sanat Allah'ı aramakmış.... Marifet bu gerisi yalnız çelik-çomakmış.... Necip Fazıl KISAKÜREK Kim demiş arkadaş uğrunda ölmek zor. Asıl uğrunda ölünecek arkadaş bulmak zor. (Kelam-ı Kebir) 8/11/2007 Kabz-bast halleri ne demektir?Kabz-bast halleri ne demektir?
Kabz, el ile tutma, bast ise açma ve yayma anlamına gelir. Kavram olarak bast, ruhen tutukluluk, içine kapanma, bir şey düşünmeye ve söylemeye isteksizlik demektir. Bast ise ümitle dolma, ruhen genişlik ve coşkunluk, anlama ve kavramada açılma halidir.Üstad, Kastamonu Lahikasının başında şöyle der: “Çünki emn ü ye’sin vartasına düşmemek hikmetiyle havf u reca müvazenesinde, sabır ve şükürde bulunmak için kabz-bast haletleri, celal ve cemal tecellisinden intibah ehline gelmesi; ehl-i hakikatça medar-ı terakki bir düstur-u meşhurdur.” (Kastamonu Lahikası: 8 ) Yani insan zaman zaman ruhen daralır veya ferahlık duyar. Kabz hali celalî, bast hali ise cemalî bir tecellidir. Bunlar gece ve gündüz gibi birbirini takip eder durur. Bu iki hal insanın manevi yükselişinde iki kanat gibidir. Kabz ve bast halleri insanı korku ve ümit arasında dengede tutan bir durumdur. Kişi kabz halinde tövbe ve istiğfar ile Allah’a yönelir, manen terakki eder. Bast halinde ise şükrederek derecesini artırır. İnsan, devamlı kabz halinde yaşasa bütün bütün ümidini kaybedebilir. Sürekli bast hali yaşayan kimsede ise akibetini garanti görme hastalığı ortaya çıkabilir. >alıntı< Bir Mektup Hem bir vakit Tosya’dan Kastamonu’ya gelirken, beraberimde Risale-i Nur’un Lem’a ve Şualar‘ı vardı. Haşre ait bir mebhas okuyordum. Kamyon yokuşları tırmanıyordu. Havanın ve makinenin harareti bana ağırlık ve fikrime de “Bu Risale-i Nur muazzam bir mucize-i Kur’âniyedir. Başka sahada mucize gösterebilir mi? Halbuki mucize, Enbiya Aleyhimüsselâma mahsustur. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmdan sonra mucize gösterilmeyecektir” mülâhazası esnâsında kamyon müthiş sadmelerle üç takla, yirmi beş otuz metreden aşağıya yuvarlandık. Şehadet getiriyordum. Yaralı mıyım diye kendimi yokladım. Yüz bin şükür, hiçbir yaram yok. Korkarak doğruldum. Şoförün kafası, gözü parçalanmış, “ah, of” çekiyor. Etrafımı tetkik ettim; şoför tarafındaki kapı ve camlar hurdahaş olmuş. Benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. O anda bunun büyük bir keramet olduğunu, mucize olmadığını ve bir daha böyle maceralı şeyleri tefekkür etmemek için kerametkârâne gaybî bir tokat olduğunu anladım. Risale-i Nur şakirtlerinden Salâhaddin Çelebi
Elem LezzetELEM LEZZET
KADERE İMAN-SABIR
KADER ADELET EDER
8/5/2007 İnanmıYormusun???iNANIYOR MUSUN ?
Adamın biri her zaman yaptıgı gibi saç ve sakal trası olmak için berbere gitti. Onunla ilgilenen berberle güzel bir sohbete basladılar.Degisik konular üzerinde konustular. Birden Allah ile ilgili konu açıldı...
Berber: " Bak adamım, ben senin söyledigin gibi Allah'ın varlıgına inanmıyorum."
Adam: " Peki neden böyle diyorsun?"
Berber: " Bunu açıklamak çok kolay. Bunu görmek için dısarıya çıkmalısın. Lütfen bana söyler misin, eger Allah var olsaydı, bu kadar çok sorunlu, sıkıntılı, hasta insan olur muydu, terkedilmisş çocuklar olur muydu? Allah olsaydı, kimse acı çektirmez, birbirini üzmezdi. Allah olsaydı, bunların olmasına izin verecegini sanmıyorum..."
Adam bir an durdu ve düsündü, ama gereksiz bir tartısmaya girmek istemedigi için cevap vermedi. Berber isini bitirdikten sonra adam dısarıya çıktı. Tam o anda caddede uzunsaçlı ve sakallı bir adam gördü. Adam bu kadar dagınık göründügüne göre belli ki trasş olmayalı uzun süre geçmisti. Adam berberin dükkanına geri döndü. Adam: Biliyor musun ne var, bence berber diye birsey yok
Berber: " Bu nasıl olabilir ki? Ben buradayım ve bir berberim." Adam: " Hayır, yok. çünkü olsaydı, caddede yürüyen uzun saçlı ve sakallı adamlar olmazdı." Berber: " Hımmm... Berber diye birsey var ama o insanlar bana gelmiyorsa, ben ne yapabilirim ki?" Adam: " Kesinlikle dogru! Püf noktası bu! Allah var, ve insanlar ona gitmiyorsa, bu gitmeyenlerin tercihi. Iste dünyada bu kadar çok acı ve keder olmasının nedeni!" Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
|
Eyvah, aldandık! Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zayi ettik._ |
||||||||||||||||||||||
|
|